İkinci el otomobil piyasasında uzun süredir devam eden fiyat artışı tartışmaları, Nisan 2026 verileriyle yeni bir boyut kazandı. Sürücüler, galerilerdeki etiketlerin sürekli yukarı yönlü hareket etmesine alışmış olsa da, ekonomistlerin "reel değer" olarak adlandırdığı hesaplama yöntemi, madalyonun öteki yüzünü ortaya koyuyor.

Rakamlar yanıltıcı olabilir
Geçtiğimiz yılın aynı dönemiyle kıyaslandığında, ikinci el araçların ortalama satış fiyatı 1 milyon 160 bin TL seviyesine yükseldi. Bu durum, yıllık bazda yüzde 22’lik bir nominal artış anlamına geliyor. Ancak bu tablo, otomobilin değer kazandığı anlamına gelmiyor. Enflasyonun etkileri arındırıldığında, araçların gerçek piyasa değerinin yüzde 6,7 oranında gerilediği görülüyor. Yani vatandaşlar daha yüksek meblağlar ödeyerek araç sahibi olmaya çalışsa da, aslında ödedikleri paranın satın alma gücü otomobilin değerinden daha hızlı eriyor.
Talep var ama satışlar durma noktasında
Piyasadaki hareketliliği inceleyen uzmanlar, ilginç bir çelişkiye dikkat çekiyor. İlan sayılarında yüzde 6,5, taleplerde ise yüzde 7,1 oranında bir artış gözlemlenmesine rağmen, satışa dönüşme oranları yüzde 20,9 seviyesine kadar geriledi. Bu veriler, tüketicinin otomobil piyasasını yakından takip ettiğini ancak satın alma konusunda oldukça temkinli davrandığını gösteriyor.
Yatırım aracı olma özelliği sorgulanıyor
Geçtiğimiz yıllarda "en güvenli yatırım aracı" olarak görülen otomobiller, bu yeni ekonomik dengelerle birlikte statüsünü yitiriyor. Özellikle C segmenti araçlarda yoğunlaşan fiyat hareketliliği, orta sınıfın otomobile erişimini zorlaştırırken, piyasadaki yavaşlama eğilimi de dikkat çekiyor. Uzmanlar, piyasanın şu an için bir denge arayışında olduğunu ve dışarıdan görünen "hareketli" tablonun aslında ciddi bir durgunluğu maskelediğini belirtiyor.





