Gastrointestinal sistem hastalıkları arasında en sık rastlanan rahatsızlıklardan biri olan Huzursuz Bağırsak Sendromu (IBS), her yaş grubunda görülebilmesi ve günlük yaşamı belirgin şekilde etkilemesi nedeniyle önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Bayındır İçerenköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Tolga Şahin, sendromun tanı, tedavi ve beslenme yönetimine dair önemli açıklamalarda bulundu.
IBS’de modern tıbbın tüm yöntemlerine rağmen altta yatan organik bir neden bulunamadığını söyleyen Doç. Dr. Şahin, hastalığın karın ağrısı, şişkinlik, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve dışkı formunda düzensizliklerle karakterize olduğunu belirtti. Avrupa’da görülme sıklığının yüzde 11,5 olduğunu ifade eden Şahin, Türkiye’de bu oranın yüzde 6,2 ile yüzde 19,1 arasında değiştiğini, gastroenteroloji polikliniklerine başvuran hastaların yaklaşık üçte birinin IBS olduğunu dile getirdi.
Kadınlarda daha sık görülen sendromun ortaya çıkışında diyet alışkanlıkları, stres, bağırsak enfeksiyonları, flora bozuklukları ve genetik etkenlerin rol oynadığını belirten Şahin, IBS’nin kabızlık baskın, ishal baskın ve dönemsel değişkenlik gösteren “mixed” tiplerde seyredebildiğini aktardı. En sık belirtilerin karın ağrısı, dışkılama sonrası rahatlama, gaz, şişkinlik ve dışkı renginde ya da formunda değişiklik olduğunu söyledi.
Beslenmenin tedavide kritik rol oynadığını vurgulayan Şahin, her hastanın semptomlarını tetikleyen gıdaların farklı olduğuna dikkat çekti. İshal baskın hastalarda düşük posalı; kabızlık baskın hastalarda ise yüksek posalı diyet önerildiğini belirtti. Gaz yapan gıdalar, gazlı içecekler, alkol, kafein, aşırı baharat ve çiğ sebze–meyvelerin bazı hastalarda şikâyetleri artırabileceğini kaydetti.
Düşük FODMAP diyetinin birçok hastada belirgin rahatlama sağladığını söyleyen Şahin, fruktoz, laktoz, buğday, soğan, sarımsak ve bazı tatlandırıcıların yüksek FODMAP içeriğiyle bağırsakta gaz ve şişkinlik oluşturduğunu anlattı. Et ürünleri, pirinç, laktozsuz süt, glütensiz tahıllar, muz, havuç, kabak ve ıspanak gibi besinlerin ise daha kolay tolere edildiğini belirtti.
Probiyotik içeren yoğurt ve kefirin bağırsak florasını destekleyerek fayda sağlayabileceğini aktaran Şahin, suyun yemek aralarında içilmesinin daha doğru olduğunu, ayrıca D vitamini eksikliğinin IBS ile ilişkili olabileceğini söyledi. Tedavinin tamamen kişiye özel planlandığını ifade eden Şahin, hafif vakalarda yalnızca yaşam tarzı değişikliklerinin yeterli olduğunu, orta ve ağır vakalarda probiyotik, ilaç tedavisi ve gerekirse psikolojik destek gerekebileceğini belirtti.
IBS için özel bir tanı testi olmadığını hatırlatan Doç. Dr. Şahin, “Tanı mutlaka diğer hastalıkların dışlanmasıyla konulur. Kan ve dışkı testleri ile gerektiğinde kolonoskopi yapılmalıdır” diyerek hastaları gastroenteroloji uzmanına başvurmaya çağırdı.





