Gastronomi Kentinde Bayram: Sakatat Kültürü Kelle Ütme Geleneğiyle Sürüyor
Video: Gastronomi Kentinde Bayram: Sakatat Kültürü Kelle Ütme Geleneğiyle Sürüyor
İçeriği Görüntüle

Gastronomi kenti Adana’da, Kurban Bayramı’nın gelmesiyle birlikte mutfaklarda tatlı bir telaş ve yoğun mesai başladı. Bayramın ilk gününde kurban kesim ve et dağıtım işlemlerini tamamlayan Adanalılar, ikinci günde ise geleneksel lezzetlerden biri olan kelle paça yapımı için kolları sıvadı. Kesilen kurbanların kelle ve ayakları, sokak aralarında ya da bahçelerde yakılan ocaklarda ütülerek temizleniyor.

Zahmetli Yolculuk: Kelle Nasıl Ütülür?

Kelle paça yapımının en kritik ve zahmetli aşaması olan "ütme" işlemi, sabır ve ustalık gerektiriyor. Bayramın ikinci günü sabahın erken saatlerinden itibaren mahalle aralarından yükselen dumanlar, bu geleneğin sürdüğünün en büyük işareti oluyor. İşlemin detaylarını anlatan mahalle sakinleri, kellenin lezzetli olabilmesi için tüylerinin ateşte tamamen yakılması, ardından bıçak yardımıyla kazınarak iyice yıkanması gerektiğini belirtiyor. Oldukça oyalayıcı olan bu temizlik sürecinin ardından sakatatlar, saatler süren pişme aşaması için tencerelerdeki yerini alıyor.

Seyhun Can: "Durmak yok, yetiştirmek var"
Seyhun Can: "Durmak yok, yetiştirmek var"
İçeriği Görüntüle

"Zahmetli Ama Bayramın Tadı Bu Lezzette"

Mahallede komşularıyla birlikte kelle temizliği yapan 58 yaşındaki mahalle sakini Aysel Ö. bu geleneğin kendilerine büyüklerinden miras kaldığını ifade etti. Bayramın ikinci günü işlerin çok yoğun olduğunu belirten Aysel Ö. ütme işleminin püf noktalarını şu sözlerle aktardı: "Biz Adanalılar sakatatı çok severiz. Bayramın birinci günü etle uğraştık, ikinci günü ise asıl işimiz olan kelle paçaya başladık. İşimiz çok ama bu gelenek bizim için bayramın simgesidir. Kellenin kılını, tüyünü temizlemek sabır ister. Önce ateşte tüylerini güzelce üteriz, yani yakarız. Sonra bıçakla o yanmış tabakayı iyice kazırız ki kokusu kalmasın. En son da sıcak suyla defalarca yıkayıp bembeyaz yaparız. Çok zahmetlidir, ellerimiz simsiyah olur ama o emeğin sonunda pişen çorbanın lezzeti her şeye değer. Çocuklarımız, torunlarımız bu lezzeti bekliyor. Rabbim birliğimizi bozmasın."

Muhabir: Çağlacan Kurt