Milyonlarca kiracıyı ilgilendiren emsal karar Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nden çıktı. Tarafların bir iş yeri kirası için imzaladığı sözleşmede, kiracının en az 6 ay önceden ihbar etmek kaydıyla kira anlaşmasını feshedebileceği düzenlemesine yer verildi.
Ancak bir süre sonra kiracının mülk sahibine bilgi vermeden dükkanı boşalttığı iddia edildi. Erken ve habersiz tahliyeden dolayı mağdur olduğunu belirten mülk sahibi Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak, davanın belirsiz alacak davası olduğunu ifade edip şimdilik 5 bin USD'nin tahliyenin gerçekleştiği 01.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsilini talep etti ve yargılama sürecinde talebini 805 bin USD'ye çıkardı.
Davalı kiracı ise tahliyenin tarafların mutabakatıyla yapıldığını savunarak davanın reddini istedi.
Mahkeme ve istinaf süreçlerinin ardından dosya Yargıtay'a taşındı
Sulh Hukuk Mahkemesi, sözleşmede yer alan fesih düzenlemelerine ve taşınmazın 2016 yılı Ocak ayında erken tahliye edildiğine dikkat çekerek, en son ödenen aylık 140 bin 630 USD kira bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne ve davalının 140 bin 630 USD makul süre tazminatına mahkum edilmesine karar verdi.
Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi (BAM), makul sürenin 1 ay olarak kararlaştırıldığını ve bilirkişi raporunun esas alınmasının doğru olduğunu belirterek başvuruların esastan reddine hükmetti. Tarafların kararı temyiz etmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, fesih sürelerine uygun bildirim yapılmadığını belirtti.
Yargıtay, tarafların feshi ihbar süresini 6 ay olarak kararlaştırdığını hatırlatarak, İlk Derece Mahkemesince 6 aylık sürenin makul süre kabul edilmesi ve davalının 6 aylık kira bedelini tazminat olarak ödemesi gerektiğine hükmedip BAM kararının ortadan kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına oy birliğiyle karar verdi.