Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte oruç tutamayan vatandaşların en çok merak ettiği konulardan biri olan fidye, özellikle yaşlılık ve hastalık gibi durumlarda bir zorunluluk haline gelmektedir. Kur’an-ı Kerim’de, "Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir yoksul doyumu fidye öder" (Bakara, 2/184) ayetiyle bu ibadetin çerçevesi belirlenmiştir.
Fidye hangi durumlarda gerekir?
Fidye yükümlülüğü temel olarak şu durumlarda ortaya çıkar:
-
İhtiyarlık ve Hastalık: Oruç tutmaya engel teşkil eden ihtiyarlık veya iyileşme umudu olmayan bir hastalık durumunda, tutulamayan her gün için bir fidye verilir.
-
Mezhepsel Farklılıklar (Şâfiîler): Şâfiî mezhebine göre, bir Ramazan borcu kaza edilmeden sonraki Ramazan gelirse kaza ile birlikte fidye de gerekir. Ayrıca hamile ve emzikli kadınlar, çocuklarının sağlığı için endişe edip oruç tutmazlarsa hem kaza hem fidye ile yükümlü olurlar.
-
Hac İbadeti: Hac ve umre görevleri sırasında meydana gelen birtakım kusurların giderilmesi için de fidye ödenir.
Fidye miktarı ne kadar ve kimlere verilebilir?
Bir fidye miktarı, bir kişiyi bir gün boyunca doyuracak yiyecek miktarı veya bunun nakdi karşılığıdır. Bu miktar "sadaka-i fıtır" (fitre) ile aynıdır.
-
Kimlere Verilir: Bakmakla yükümlü olunmayan yoksul Müslümanlara verilir. Kardeş, teyze, dayı, amca, hala ve onların çocukları, gelin veya damat eğer muhtaç durumdaysalar fidye alabilirler.
-
Kimlere Verilmez: Kişi kendi annesine, babasına, büyükanne ve büyükbabasına (usûl) veya çocuklarına ve torunlarına (fürû) fidye veremez. Ayrıca eşlerin birbirine fidye, fitre veya zekât vermesi caiz değildir.
Fidye verme gücü olmayanlar ne yapmalıdır?
Fidye ödeme yükümlülüğü, kişinin maddi imkanlarıyla doğru orantılıdır. Maddi durumu yetersiz olan yaşlılar veya iyileşme umudu olmayan hastalar fidyeden sorumlu tutulmazlar. Bu durumda olan kişilerin yapması gereken, ibadetini yerine getiremediği için Allah’tan bağışlanma dilemektir. Ancak kasten tutulmayan oruçların uhrevi sorumluluğu devam etmektedir.





