Washington ile Tahran arasındaki tansiyonun zirve yaptığı bir dönemde gelen bu iddia, diplomatik koridorlarda "bahar havası" estirdi. İsrail devlet televizyonu KAN’a konuşan diplomatik kaynaklar, İran’ın nükleer programını belirli kısıtlamalar altına almayı ve zenginleştirme faaliyetlerini 7 yıl süreyle askıya almayı planladığını öne sürdü. Bu hamle, 2025 yılında yaşanan doğrudan çatışmaların ardından bölgedeki gerilimi düşürmeye yönelik en somut adım olarak nitelendiriliyor.
2015 Anlaşması seviyelerine dönüş sinyali
İran'ın masaya getirmesi beklenen teklif, nükleer programın askeri amaçlardan arındırıldığını kanıtlama çabası olarak görülüyor:
-
Zenginleştirme Oranı: %60 olan mevcut seviyenin, sivil kullanım sınırı olan %3,6'ya çekilmesi planlanıyor.
-
7 Yıllık Taahhüt: Faaliyetlerin uzun süreli askıya alınması önerisiyle Batı'nın güvenlik endişelerinin giderilmesi hedefleniyor.
-
Washington’un Şartı: ABD yönetimi bu teklifi olumlu bulsa da, mevcut zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılmasını şart koşuyor; Tahran ise bu maddeye henüz sıcak bakmıyor.
Cenevre’de zorlu diplomasi trafiği
Umman’ın arabuluculuğunda yeniden canlandırılan süreçte taraflar, 26 Şubat itibarıyla Cenevre’de masaya oturdu. Haziran 2025’te yaşanan askeri gerginliklerin gölgesinde başlayan görüşmelerde, taraflar arasındaki derin güven bunalımı en büyük engel olarak duruyor. İran’ın bu "ılımlı" teklifinin, ABD’nin yaptırım baskısını hafifletip hafifletmeyeceği ise merak konusu.
Piyasalar Cenevre’ye kilitlendi
Nükleer görüşmelerden çıkacak olumlu bir haberin, küresel petrol fiyatları ve altın piyasası üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Diplomatik kaynaklar, müzakerelerin sadece nükleer başlığı değil, bölgesel güvenlik mimarisini de kapsayacak şekilde genişleyebileceğini belirtiyor.





