CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Müzeyyen Şevkin, 1–7 Mart Deprem Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu vurguladı. Şevkin, afetlerin değil ihmallerin ve bilimden uzaklaşmanın can kayıplarına yol açtığını belirtti.
6 Şubat 2023’te meydana gelen ve merkez üssü Kahramanmaraş olan depremlerin 11 ili doğrudan etkilediğini, milyonlarca vatandaşın mağdur olduğunu hatırlatan Şevkin, yaşanan yıkımın depreme dirençli kentler oluşturulamadığının en acı göstergesi olduğunu ifade etti.
Şevkin açıklamasında “Bir kez daha hatırlatmak isterim ki; bu coğrafyada afetler değil, ihmaller ve bilimden uzaklaşma can almaktadır" dedi.
Kentsel dönüşüm politikalarına da değinen Şevkin, rant odaklı projeler yerine bilimsel planlamanın esas alınması gerektiğini belirterek şunları kaydetti:
“Yıllardır uyarıyoruz. Kentsel dönüşüm, bilimsel planlama yerine rant odaklı projelere teslim edilmemelidir. Fay hatları ayrıntılı biçimde çalışılmalı, diri fay zonları imar planlarına işlenmeli ve yapı yasaklı alan olarak ilan edilmelidir. Yüksek gerilim hattının altına yapılaşmaya izin verilmiyorsa, aktif fay zonlarına da kesinlikle izin verilmemelidir. Meclis’te iki kez sunduğumuz Fay Yasası teklifinin reddedilmesi, bilimsel gerçeklerin siyasete kurban edildiğini göstermektedir. Oysa fay hatlarının yerleşime kapatılması bir tercih değil, zorunluluktur.”
“Deprem Vergileri Nerede?”
1999 Marmara Depremi’nin ardından yürürlüğe giren Özel İletişim Vergisi’nin kamuoyunda “deprem vergisi” olarak bilindiğini hatırlatan Şevkin, toplanan kaynakların kullanımına ilişkin şeffaflık çağrısı yaptı. Şevkin, şu değerlendirmede bulundu:
“Vatandaşlarımızın cep telefonundan internetine kadar ödediği bu verginin amacı; afetlere hazırlık, risk azaltma, güvenli yapılaşma ve altyapının güçlendirilmesiydi. Ancak bugün geldiğimiz noktada, deprem vergilerinin ve deprem bağışlarının amacına uygun kullanılıp kullanılmadığına dair kamuoyunu tatmin eden şeffaf bir tablo ortaya konulamamıştır. Deprem sonrası toplanan bağışların ve vergilerin hangi projelere, hangi önceliklere göre harcandığı açık ve denetlenebilir biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Afet yönetimi, bütçe kalemleri arasında kaybolacak bir konu değildir; hayati bir güvenlik meselesidir.”
“Liyakat ve Bilim Olmadan Güvenli Kent Olmaz”
Depreme dayanıklı kentlerin ancak bilim ve mühendislik temelinde inşa edilebileceğini belirten Şevkin, genç meslek insanlarının sürece dahil edilmediğini ve meslek odalarının görüşlerinin yeterince dikkate alınmadığını ifade etti. Şevkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Depreme dayanıklı kentler ancak bilimle, mühendislikle ve planlama disipliniyle mümkündür. Mimar, mühendis ve şehir plancısı gençler sürece dahil edilmemektedir. Meslek odalarının görüşleri yeterince dikkate alınmamaktadır. Kamuda liyakat yerine sadakat esas alınmaktadır. Okullarda deprem bilinci sistematik biçimde kazandırılmamaktadır.”
Deprem bilincinin küçük yaşlardan itibaren eğitimle kazandırılması gerektiğini vurgulayan Şevkin, Deprem Haftası’nın yalnızca anma değil, sorumluluk alma ve somut adım atma haftası olması gerektiğini belirtti.
Şevkin sözlerini şöyle tamamladı:
“Bir jeoloji yüksek mühendisi olarak bir kez daha altını çiziyorum: Depremi engelleyemeyiz; ancak yıkımı önleyebiliriz. Bu ülkenin kaynakları vardır, yetişmiş insan gücü vardır, teknik birikimi vardır. Eksik olan; bilimsel irade, şeffaflık ve kamusal önceliktir. Türkiye’yi ranta değil, bilime teslim edelim. Gelecek nesillere güvenli kentler bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur.”