Kamu Denetçiliği Kurumu’nun (KDK), 2024 ve 2025 yıllarında yapılan emeklilik başvuruları arasında oluşan maaş farklarına ilişkin hazırladığı “Başvuru Tarihine Göre İşçi Emekli Aylıklarındaki Farklar” başlıklı özel rapor, kurumda düzenlenen programla kamuoyuna açıklandı.
Programda konuşan Kamu Başdenetçisi Akarca, raporun kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akarca, raporun; prim gün sayısı, kazanç ve sigortalılık süresi gibi tüm yasal şartları aynı olmasına rağmen, yalnızca emeklilik başvuru tarihleri farklı olan işçi statüsündeki sigortalılar arasında ortaya çıkan emekli aylığı farklarını ele aldığını söyledi.
Vatandaşların emeklilik planlaması sürecinde karşılaştığı belirsizlikler ve sistemin öngörülebilirliğine dair kaygıların bu raporun hazırlanmasını zorunlu kıldığını belirten Akarca, çalışma sürecinde mevzuat hükümleri, idari uygulamalar ve sosyal güvenlik sisteminin temel ilkelerinin birlikte değerlendirildiğini ifade etti.
Emekli aylıklarında yaşanan dalgalanmaların nedenlerinin teknik olarak tespit edildiğini vurgulayan Akarca, raporun temel tespitini şu sözlerle açıkladı:
“Raporumuzun temel tespiti şudur, aynı hukuki ve fiili koşullara sahip bireyler arasında, yalnızca 2024 ve 2025 yılları arasındaki başvuru tarihine bağlı olarak yaklaşık yüzde 30 oranında bir emekli maaş farkı oluşması, hakkaniyet açısından tartışmalı bir durum ortaya çıkarmaktadır. Emeklilik, uzun ve meşakkatli bir çalışma hayatının ardından gelen önemli bir dönüm noktasıdır. Emeklilikle birlikte elde edilecek hakların, başvuru tarihindeki kısa bir zaman farkına bağlı olarak büyük bir oranda değişmesi, ilgililer açısından hem ekonomik hem de duygusal açıdan endişe verici belirsizlikler yaratmaktadır. Ortaya çıkan sonuç, sosyal güvenlik sisteminin taşıması gereken adalet duygusunu zedelemektedir.”
Akarca, sosyal güvenlik sisteminin yalnızca mevzuat ve kurumsal yapılardan ibaret olmadığını, aynı zamanda vatandaşların bu sistemin adil, eşit ve öngörülebilir şekilde işlediğine dair algısı üzerine kurulu olduğunu vurguladı.
“Sistemin İşleyişi Adil ve Öngörülebilir Olmalı”
Sosyal güvenliğin yalnızca teknik hesaplamalarla değerlendirilemeyeceğini belirten Akarca, şu ifadeleri kullandı:
“Normalde emeklilik talebinde bulunmayacak olan sigortalı, özel rapora konu olan emeklilik aylıkları arasındaki farktan kaçınmak için emeklilik başvurusunda bulunabilmektedir. Üstelik, emekli olduktan sonra çalışmaya devam etme arzusundaki bir kişinin, sosyal güvenlik destek primi yükünden kaçınmaya çalışan işletmelerde, kayıt dışı istihdama yönelmesi riski de bulunmaktadır. Örneklerden de açıklanacağı üzere, sistemden kaynaklanan her türlü fark, bireysel hakların yanında toplumsal güven ve istikrar üzerinde doğrudan etki yaratmaktadır. Bu nedenle sistemin işleyişi sadece hukuki dayanaklara değil, aynı zamanda adil ve öngörülebilir sonuçlara da dayanmalıdır.”
Raporda, söz konusu farklılığın giderilmesine ve benzer mağduriyetlerin tekrar yaşanmamasına yönelik önerilerin de yer aldığına dikkat çeken Akarca, çözüm vurgusunu şu sözlerle dile getirdi:
“Emekli aylıklarının bir önceki yıl bağlanan aylıklardan daha düşük olmamasına ilişkin açık, basit ve net bir yasal düzenlemenin varlığı elzemdir. Amaç, hem mevcut mağduriyet algısını azaltmak hem de sosyal güvenlik sisteminin adalet ve eşitlik temelinde mali olarak sürdürülebilir daha güçlü bir yapıya kavuşmasına katkı sağlamaktır. Unutulmamalıdır ki kalıcı çözümler yalnızca bugünü değil, yarını da gözetmek zorundadır.”
Programda Kamu Denetçisi Abdullah Cengiz Makas da rapora ilişkin sunum yaptı. Etkinliğe ayrıca AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, Emekli ve Emekçiler Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Gönül Boran Özüpak ve Türkiye Emekliler Derneği Başkanı Kazım Ergün katıldı.




