Orhan Demirdal dualarla anılacak
Orhan Demirdal dualarla anılacak
İçeriği Görüntüle

Apartman ve site yaşamında en sık yaşanan sorunlardan biri olan gürültü, komşular arasındaki huzuru bozmakla kalmıyor; mahkemelerin de en çok karşılaştığı uyuşmazlık konularının başında geliyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde çalan yüksek sesli müzik, bitmeyen tadilat sesleri, sürekli havlayan köpekler ya da alt katlardaki işletmelerden yükselen gürültüler hem komşuluk ilişkilerini zedeliyor hem de yargıya taşınıyor.

Avukat Eylül Yılmaz Altındaş, konuyla ilgili önemli uyarılarda bulundu ve vatandaşlara haklarını hatırlattı. Av. Altındaş, “Hukuk düzenimiz bireyin kendi evinde özgürce yaşama hakkını tanırken, komşularının huzurunu ve sağlığını korumayı da zorunlu kılar” diyerek önemli uyarılarda bulundu.

“Benim Evim, İstediğimi Yaparım” Anlayışı Geçerli Değil

Komşuluk hukukunun temelini Türk Medeni Kanunu’nun 737. maddesinin oluşturduğunu belirten Av. Altındaş, “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken komşularına zarar vermemek ve taşkınlıktan kaçınmak zorundadır. Mülkiyet hakkı sınırsız değildir. Yüksek sesli müzik, gece tadilatları ya da rahatsız edici işletme faaliyetleri bu maddeye aykırıdır” dedi.

Altındaş, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18. maddesine dikkat çekerek apartman ve site sakinlerinin ortak yaşam kurallarına uymak, birbirini rahatsız etmemek zorunda olduğunu vurguladı. Av. Altındaş, “Kiracılar da bu kurallara tabidir. Türk Borçlar Kanunu’nun 316. maddesi, kiracının komşulara saygılı davranma zorunluluğunu açıkça belirtir. Kiracı bu yükümlülüğü ihlal ederse ev sahibi tahliye süreci başlatabilir” diye ekledi.

Yargıtay’dan üç kritik mesaj

Av. Eylül Yılmaz Altındaş, son yıllarda Yargıtay’ın gürültü davalarına ilişkin kararlarının vatandaşlar için yol gösterici olduğunu söyledi ve üç temel başlığı şöyle sıraladı:

  • Deliller eksiksiz toplanmalı: “Yalnızca desibel raporu yeterli görülmüyor. Zabıta tutanakları, apartman yönetimi kararları, tanık beyanları, görüntü kayıtları gibi her türlü delil dosyaya eklenmeli.”
  • Yerel koşullar ve tahammül sınırı önemli: “Her bölgedeki ses seviyesi aynı kabul edilmez. Ticari bölgelerde belli seviyedeki ses normal karşılanabilirken, sessiz bir konut alanında rahatsız edici sayılabilir.”
  • Somut çözüm zorunluluğu: “Mahkemeler sadece ‘rahatsızlık var’ demekle yetinmemeli; ses yalıtımı yaptırılması ya da belirli saatlerde müzik yasağı gibi uygulanabilir kararlar almalıdır.”

Gürültü, ceza hukuku kapsamına da girebilir

Gürültünün yalnızca medeni hukuk meselesi olmadığını, kimi durumlarda ceza sorumluluğu doğurabileceğini hatırlatan Altındaş, Türk Ceza Kanunu’nun 183. maddesi (Gürültüye Neden Olma) ve 123. maddesine (Kişilerin Huzur ve Sükûnunu Bozma) dikkat çekti.

Altındaş, “Yargıtay, sürekli ve kasıtlı rahatsızlık veren davranışlarda cezai sorumluluğu gündeme getiriyor. Özellikle işletmelerin yüksek sesli müzik yayınları ya da gece geç saatlerde yapılan tadilatlar bu kapsamda değerlendirilebilir” dedi.

Belediyeler ve idari yaptırımlar devrede

Av. Altındaş, 2022’de yürürlüğe giren Çevresel Gürültü Kontrol Yönetmeliğinin önemine değinerek, belediyelerin ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ihbar üzerine denetim yapabildiğini söyledi. Yönetmeliğe aykırı davranışlarda ciddi para cezaları ve işletme kapatma gibi idari yaptırımlar uygulanabileceğini hatırlattı.

“En kalıcı çözüm saygı ve empati”

Gürültüyle mücadelede hukukun önemli bir güvence sunduğunu belirten Av. Eylül Yılmaz Altındaş, “Yargıtay kararları, idari yaptırımlar ve cezai düzenlemeler güçlü bir çerçeve oluşturuyor. Ancak unutulmamalıdır ki en kalıcı çözüm komşuluk ilişkilerinde karşılıklı saygı ve empatiyle mümkündür. Hukuk hakları korur, ama huzuru sağlamak hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.

Muhabir: Sevil Çakmak