Milyonlarca liraya satılan ve modernliğin sembolü olarak gösterilen çok katlı yapılar ile bitişik nizam gökdelenler, Adana'yı kendi sıcağında boğulan bir beton fırınına dönüştürmüş durumda. Şehir plancıları ve uzmanlar, termometrelerin gösterdiği rakam ile vatandaşın hissettiği o bunaltıcı havanın arasındaki uçurumu tek bir bilimsel terimle açıklıyor: "Kentsel Isı Adası" (Urban Heat Island).

TOROSLAR'IN SERİN RÜZGARI BETON DUVARLARA ÇARPTI

Uzmanların ve mimar odalarının hazırladığı son raporlar, Adana'nın doğal havalandırma sisteminin nasıl yok edildiğini acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Normal şartlarda Toros Dağları'ndan süzülerek gelen kuzey rüzgarları, kentin güneyine doğru ilerleyerek doğal bir serinleme koridoru oluşturuyordu. Ancak son 20 yılda Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Türkmenbaşı bulvarları gibi yeni yerleşim bölgelerinde mantar gibi türeyen 15-20 katlı dev bloklar, bu rüzgarın önüne adeta Çin Seddi gibi çekildi. Hiçbir rüzgar veya iklim simülasyonu yapılmadan inşa edilen bu devasa beton yığınları, şehrin merkezine hava akışını tamamen keserek Adana'yı kapağı kapalı, kaynayan bir tencereye çevirdi.

Vali Yavuz'dan Ceyhan ve Pozantı müjdesi: "Kamu binaları devletin güler yüzüdür"
Vali Yavuz'dan Ceyhan ve Pozantı müjdesi: "Kamu binaları devletin güler yüzüdür"
İçeriği Görüntüle

Adana'da Havanın Isınmasıyla Açan Çiçekler Doğaya Renk Kattı

ASFALTIN VE CAM CEPHELERİN YARATTIĞI SERA ETKİSİ

Sorun sadece rüzgarın kesilmesiyle de sınırlı değil. Uzmanlar, yeni nesil inşaatlarda kullanılan malzemelerin Adana iklimine tamamen aykırı olduğuna dikkat çekiyor. Kentin dört bir yanını saran devasa açık otoparklar, genişletilmiş asfalt yollar ve dev beton bloklar, gün boyu güneşin ısısını sünger gibi emip depoluyor. Gece olduğunda ise bu devasa yapılar hapsettikleri ısıyı yavaş yavaş dışarı salarak, Adana'nın o meşhur ve rahatlatıcı "gece serinliğini" adeta ortadan kaldırıyor.

Daha da vahimi, yılın büyük bir bölümünü kavurucu güneş altında geçiren bu kentte, tamamen cam cepheyle kaplı devasa plazaların ve lüks rezidansların inşa edilmesidir. Bu cam yüzeyler, güneş ışınlarını dev bir mercek gibi yansıtarak çevredeki havayı ekstra ısıtıyor ve adeta bir sera etkisi yaratıyor.

ŞEHİR KLİMAYA MAHKUM, SAĞLIK RİSKLERİ KAPIDA

Plansız ve iklimi hiçe sayan bu büyümenin bedeli ise doğrudan Adanalıların cebine ve sağlığına kesiliyor. Doğal esintisini tamamen kaybeden evlerde klimalar artık 24 saat kapanmaz hale geldi, bu da devasa elektrik faturalarına ve korkunç bir enerji israfına yol açıyor. Dahası, gece sıcaklıklarının düşmemesi ve vücudun dinlenememesi; yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşlar için yaz aylarında ciddi kalp ve damar (kardiyovasküler) hastalıkları riskini tetikliyor.

Gelişmiş dünya metropolleri, binaların arasına rüzgarın geçebileceği zorunlu "hava koridorları" bırakıp dikey ormanlara geçerken, Adana'da hala her metrekareyi betona boğma hırsı tam gaz devam ediyor. Uzmanlar, yerel yönetimlerin yeni imar planlarında bölgenin iklimsel gerçeklerini ve "Kentsel Isı Adası" tehlikesini acilen masaya yatırmaması halinde, Adana'nın önümüzdeki yıllarda kelimenin tam anlamıyla nefes alamayan, yaşanmaz bir beton yığınına dönüşeceği konusunda hayati bir uyarıda bulunuyor.

Kaynak: Haber Merkezi