Adanalıları ilgilendiren haber geldi. 2070’li yıllarda Adana’da yaz aylarında ölçülen sıcaklıkların, nemle birleştiğinde hissedilen bazda 60 dereceyi aşması bekleniyor. Bu durum, insan vücudunun kendi ısısını dengeleme (termoregülasyon) kapasitesini yitirmesi anlamına geliyor. Şehir plancılığı beton odaklı devam ederse, Adana sokakları gündüz saatlerinde insan yaşamının imkansız olduğu bir "ısıl hapishaneye" dönüşebilir. Gelecekte Adana halkının, sadece klimalara bağımlı, yer altında veya izole edilmiş kapalı alanlarda sürdürülen bir "gece yaşamı" kültürüne zorunlu geçiş yapması işten bile değil.

TARIMIN ALTIN OVASI ÇÖLLEŞME PENÇESİNDE
Dünyanın en verimli topraklarından biri olan Çukurova, yarım asır sonra tuzlanma ve çölleşme kriziyle boğuşacak. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin debisindeki %45’lik azalma, ovadaki sulama sistemlerini çökertebilir. Akdeniz’in yükselen sularının yeraltı su seviyelerine sızmasıyla toprakta geri dönülemez bir tuzlanma başlayacak. 50 yıl sonra Adana, "Türkiye’nin pamuk ve narenciye deposu" ünvanını kaybedip, kuraklığa dayanıklı ama ekonomik değeri düşük GDO’lu ürünlerin deneme sahası olma riskiyle karşı karşıya kalabilir.
EKONOMİK GÖÇ VE SOSYAL KIRILMA NOKTASI
* Sıcaklık ve tarımsal çöküş, Adana’da büyük bir nüfus hareketliliğini tetikleyecektir.
* Şehrin yerli sermayesi ve genç nüfusu, daha serin kuzey illerine veya yüksek rakımlı yaylalara kalıcı olarak göç edebilir.
* Bu durum, Adana merkezinde sadece göçle gelen ve iklim krizine karşı savunmasız olan alt gelir gruplarının kalmasına,
* dolayısıyla derin bir sosyal tabakalaşmaya ve güvenlik zafiyetlerine yol açabilir.




