Takvimler 6 Şubat 2023'ü gösterdiğinde, Türkiye tarihinin en karanlık sabahlarından birine uyanmıştı. Hatay Antakya'daki Akevler Mahallesi de kıyameti yaşayan yerlerden biriydi. 6 katlı Mutlular Apartmanı yerle bir olmuş, 36 yaşındaki Mustafa Esmergil o beton yığınlarının altında kalmıştı. Bu felakette annesini, babasını ve ablasını toprağa verdi, bir bacağını kaybetti ama yaşama azmini hiç yitirmedi. Yaklaşık bir yıl süren zorlu tedavi sürecinin ardından Adana'ya yerleşerek yeni bir sayfa açtı.

VEFA DOLU ZİYARET
Depremin üçüncü yıldönümünde, Esmergil'in en büyük hayallerinden biri gerçek oldu. O dehşet anlarında ona ilk ulaşan, elini uzatan İHH gönüllüleri onu unutmadı. Muhammet Yusuf Sinan, kardeşi Muttaki Sinan ve ekip arkadaşları Bilal Muhammet Ulutaş ile Ayşe Güner, kurtardıkları canı Adana'daki evinde ziyaret etti. O gün enkaz başında yaşanan can pazarı, bugün yerini sıkı sarılmalara ve "iyi ki varsınız" sözlerine bıraktı.
"BİR YERE GİTMEYECEĞİZ" SÖZÜ DİRENME GÜCÜ VERDİ
O geceyi anlatan Esmergil, lavaboya gitmek için kalktığı sırada binanın çöktüğünü ve kendini daracık bir yaşam boşluğunda bulduğunu söyledi. Umudun tükendiği anlarda duyduğu o sesi ise hafızasından hiç silemiyor: "Bir ses duydum, Yusuf kardeşimin sesiydi. Bana 'Seni kurtarmaya geldik, buradayız ve bir yere gitmeyeceğiz' dedi." İşte o söz, Esmergil'in hayata tutunma halatı oldu.
Küçük bir kamerayla yeri tespit edildi, Romanya'dan gelen destek ekipleriyle birlikte tam 13 saatlik bir kazı çalışmasıyla gün yüzüne çıkarıldı. Esmergil, "Aramızda yaptığımız o küçük sohbetler, beni o anlarda hayatta tuttu" diyerek kurtarıcılarına minnetini dile getirdi.
GÖZ GÖZE GELİNEN İLK AN
Kurtarma ekibinden Muhammet Yusuf Sinan ise o gün Konya'daydı. Hatay'daki bir yakınından gelen telefonla yollara düşmüştü. Günlerce uykusuz, aç susuz enkaz başındaydı. Bir iş makinesinin üzerindeyken duyduğu o cılız sesin, her şeyi değiştirdiğini anlattı Sinan. "Yaklaştıkça ses netleşti, Mustafa ağabeyin yaşadığını anladık" diyen fedakar gönüllü, Romanyalı ekiplerle birlikte iğneyle kuyu kazar gibi çalıştıklarını belirtti ve ekledi: "Onu oradan çıkardığımızda ilk göz göze geldiğimiz anı ömrüm boyunca unutamam."





