ABD ile İran arasındaki ilişkiler, 1979 devriminden bu yana en sancılı dönemlerinden birini yaşıyor. Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde tırmanan askeri hareketlilik ve İran içindeki halk ayaklanmaları, bölgeyi geri dönüşü olmayan bir noktaya sürükledi. Milli İstihbarat Akademisi Başkan Yardımcısı Dr. Hakkı Uygur, AA Analiz için kaleme aldığı değerlendirmede, "Savaş kaçınılmaz mı?" sorusuna yanıt aradı.
Dev Armada İran Kapısında
ABD Başkanı Donald Trump, uçak gemisi Abraham Lincoln önderliğindeki dev bir filonun İran’a doğru ilerlediğini duyurdu. Trump, bu gücün Venezuela’ya gönderilenden çok daha büyük olduğunu vurgulayarak, Tahran’a "Vakit kaybetmeden masaya oturun" çağrısında bulundu. Ancak İran tarafı, sonuçları önceden belirlenmiş bir müzakereyi reddederek, "Önceliğimiz ülkeyi savunmaya yüzde 200 hazır olmaktır" açıklamasını yaptı.
İran İçeriden mi Çöküyor?
İran ekonomisi, yıllardır süren "benzersiz yaptırımlar" ve son dönemdeki siyasi krizlerle felç olmuş durumda.
-
Asgari Ücret: Ülkede asgari ücretin 75 dolar civarına kadar düştüğü belirtiliyor.
-
Kanlı Protestolar: Ocak ayı başında geçim sıkıntısıyla başlayan gösterilerin şiddet eylemlerine dönüştüğü ve resmi rakamlara göre çoğunluğu güvenlik gücü 3 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor.
-
İnternet Karartması: Tahran yönetimi, olayları kontrol altına almak için 8-9 Ocak itibarıyla ülke genelinde internet erişimini kısıtladı.
"Gece Yarısı Çekici" Operasyonu ve Yeni Tehditler
Gerilim, Haziran 2025’te İsrail’in İran nükleer tesislerine yönelik düzenlediği "Gece Yarısı Çekici" (Midnight Hammer) operasyonuyla askeri bir boyuta taşınmıştı. Trump, İran'ın müzakereyi reddetmeye devam etmesi halinde bir sonraki saldırının "çok daha kötü" olacağını savundu. Uzmanlar, Trump’ın Venezuela örneğinde olduğu gibi öngörülemez yöntemlere başvurmasının savaş riskini ciddi şekilde artırdığına dikkat çekiyor.
Türkiye'nin Kritik Rolü ve Milli Güvenlik
Ankara, sınır komşusundaki bu kaosu en yakından takip eden aktör konumunda. Bir yandan en kötü senaryoyu engellemek için arabuluculuk faaliyetlerini sürdüren Türkiye, diğer yandan olası bir çatışmanın göç dalgası ve güvenlik risklerini asgariye indirmek için her türlü tedbiri alıyor. Dr. Hakkı Uygur’a göre, İran’da yaşanacak bir Suriye benzeri çatışma süreci, önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin en önemli dış politika maddesi olmaya devam edecek.




