TBMM’de 2026 yılı bütçe görüşmeleri kapsamında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bütçesi ele alındı. CHP Grubu adına söz alan CHP Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, kürsüye çıktıktan sonra yaklaşık 10 saniye boyunca konuşmadan bekledi. Sessizliğin ardından konuşmasına başlayan Şevkin, bu eylemin gerekçesini şu sözlerle açıkladı:
“10 saniye sustum sadece. Ne kadar kısa bir süre değil mi? Bu 10 saniyede dirençsiz kentlerde binlerce insan öldü. Çarkların durması sonucu endüstri durdu. Hastanelerde binlerce insanın hayatı tehlikeye girdi.”

Şevkin’in sözleri sırasında bazı AKP’li milletvekilleri tepki göstererek, “Deprem bölgesini ziyaret edin de neler yapıldığını görün” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine Şevkin, “Ben oradayım hanımefendi, orada yaşıyorum. Depremi yaşamış bir insanım” dedi.

Konuşmasında Türkiye’de yaşanan ölümlere değinen Şevkin, “Bir ülkenin vicdanı, en çok sessizliğinde duyulur; ve ölüm, bir milletin aynasıdır. Türkiye’de ölümün birden çok yüzü vardır” ifadelerini kullandı. Çocuk işçiler, maden kazaları, kadın cinayetleri ve depremlerde yaşanan can kayıplarına dikkat çeken Şevkin, “Enkaz altında kalan her beden, bir ihmal zincirinin son halkasıdır” dedi. Albert Camus’un “Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın” sözünü hatırlatan Şevkin, insan yaşamına ilişkin sorumluluklara vurgu yaptı.

"Madencilik politikalarının değişmesi gerekmektedir"

Enerji ve madencilik alanındaki bütçelere de değinen Şevkin, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ile Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) toplam bütçesinin 49 milyar lira olduğunu belirterek, bu bütçeyle enerji, maden ve afet risklerini azaltmaya yönelik çalışmaların yeterli düzeyde yürütülemeyeceğini söyledi.

Şevkin, jeoloji ve jeofizik haritalama, heyelan ve sıvılaşma araştırmaları, volkanik çalışmalar ile mavi vatan kapsamındaki kaynak arama faaliyetlerinin mevcut bütçeyle mümkün olmadığını ifade etti. Türkiye’de 14 doğal jeotermal kaynak alanı bulunmasına rağmen bu alanların yeterince değerlendirilemediğini belirten Şevkin, yılda 10-15 araştırma kuyusu ile jeotermal kaynakların etkin şekilde işletilemeyeceğini dile getirdi.

Enerji alanında her yıl ortalama 50-60 milyar dolar dış açık verildiğine dikkat çeken Şevkin, bu durumun enerji ve madencilik politikalarıyla bağlantılı olduğunu söyledi. MTA ve MAPEG başta olmak üzere kamu kurumlarında çalışan mühendis, şehir plancısı ve mimarların yoksulluk sınırı altında ücretlerle çalıştığını ifade eden Şevkin, bu personelin özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini belirtti. Madencilik politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şevkin, MAPEG’in uygulamalarını ele alarak, Artvin, Muğla, Hakkari ve Edirne başta olmak üzere birçok bölgede madencilik faaliyetlerine yönelik tepkilerin sürdüğünü söyledi. Türkiye’de madenlerin büyük bölümünün ham madde olarak ihraç edildiğini belirten Şevkin, madenlerin yurt içinde işlenmesine yönelik altyapının yetersiz olduğunu ifade etti.

Fatsa, Sivas, Soma, Karaman, Amasra ve İliç’te yaşanan maden kazalarını hatırlatan Şevkin, bu kazalarda çok sayıda maden emekçisinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Konuşmasının sonunda madencilik politikalarının değiştirilmesi gerektiğini belirten Şevkin, maden kaynaklarının planlı, kamu yararını gözeten ve yurt içinde işlenmesini esas alan bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini dile getirdi.

Kaynak: Müzeyyen Şevkin