Unuttuğumuz Her Deprem, Geleceğin Felaketidir

Bundan tam 28 yıl önce, 27 Haziran 1998’de saatler 16.55’i gösterdiğinde Çukurova çok ağır bir bedel ödedi. Merkez üssü Adana-Ceyhan olan o depremde 145 canımızı toprağa verdik. Binlerce insan evsiz kaldı, yuvalar dağıldı. Bugün, o trajik günün yıl dönümünde kayıplarımızı rahmetle anarken, bir gazeteci ve bu kentin bir evladı olarak kendimize şu can yakıcı soruyu sormak zorundayım: Biz bu acılardan gerçekten ne öğrendik?

Abone Ol

Açık konuşalım; ne mimarım ne de inşaat mühendisi. Depremi teknik raporlarla, zemin etütleriyle ya da beton kaliteleriyle anlatacak yetkim de yok, uzmanlığım da.

Ama bu şehirde yaşayan, sokaklarında yürüyen bir insan olarak çok iyi bildiğim bir şey var: Hafızasızlık.

Biz acıyı çok çabuk unutuyoruz. Deprem bittiğinde, o feryatlar dindiğinde hayatımıza kaldığımız yerden, hiçbir şey olmamış gibi devam ediyoruz.

İşte bizi asıl vuran fay hatları değil, bu unutkanlığımız oluyor.

Eğer biz 1998 Adana-Ceyhan depreminden, bir pay çıkartmış olsaydık; o gün yapılan hataları, ihmalleri bir daha kapımıza uğratmasaydık, tarih tekerrür eder miydi?

Gözümüzün önüne getirelim: Takvimler 6 Şubat 2023’ü gösterdiğinde, merkez üssü Kahramanmaraş olan o büyük felakette Adana direkt vurulmadı, sarsıldı.

Ama o sarsıntı bile yetti. Adana’da 13 bina yerle bir oldu ve tam 418 canımızı o enkazların altında bıraktık.

Şimdi soruyorum:

1998’de Ceyhan’da ağlayan Adana, aradan geçen çeyrek asırda hiç mi ders almadı ki 2023’te kendi evlerinde yakalandı ölüme?

Eğer o geçen 25 yılda "bize bir şey olmaz" rehavetini bir kenara bırakıp, oturduğumuz evleri, binaları gerçekten sorgulasaydık; o 13 bina yıkılır, o 418 insanımız bugün aramızdan ayrılır mıydı?

Demek ki bir yerlerde büyük bir yanlış yaptık.. Ev seçerken sağlamlığına değil, boyasına, manzarasına baktık.

Müteahhidin vicdanına, denetleyenin insafına bıraktık canımızı.

Sonuç? Yine gözyaşı, yine bitmeyen bir matem.

27 Haziran 1998’in üzerinden 28 yıl, 6 Şubat 2023’ün üzerinden ise 3 yıl geçti. Acılar hâlâ taze, yaralar hâlâ açık.

Bugün Ceyhan Depremi'nde kaybettiklerimizi anarken, sadece geçmişe bakıp ağlamak yetmiyor. 2023'te kaybettiğimiz 418 canın vebali hepimizin omuzlarında bir yük olarak duruyor.

Deprem bu toprakların kaçınılmaz bir gerçeği, bunu biliyoruz. Ama o depremin bir felakete, bir katliama dönüşmesi tamamen bizim elimizde.

Eğer bir sonraki sarsıntıda yine aynı filmi izlemek istemiyorsak, unutmayı bırakıp artık gerçekten akıllanmak zorundayız.

Çünkü doğa, ihmal edilen her dersin sınavını er ya da geç yeniden önümüze koyuyor.

Ve ne yazık ki biz bu sınavların harcını canlarımızla ödüyoruz.

Çukurova’nın bir daha aynı acılarla sınanmaması ümidiyle...