Kuraklık, aşırı sıcaklar, düzensiz yağışlar ve doğal afetler tarımsal üretimi tehdit ederken, iklim değişikliğinin önümüzdeki yıllarda yüksek su gereksinimi bulunan ürünleri daha fazla etkilemesi bekleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'da kuru tarım ürünlerinin risk altında olduğunu, Harran Ovası, Konya Kapalı Havzası, Gediz, Büyük Menderes, Çukurova ve Trakya gibi sulama baskısının yüksek olduğu alanlarda ise mısır, ayçiçeği, şeker pancarı ve sebzeciliğin su kısıtından etkilenebileceğini vurguladı.
Ege ve Akdeniz kuşağında narenciye ve sebzecilik yüksek sıcaklık ile tuzluluk riskiyle karşı karşıya kalırken, Karadeniz'de fındık, çay ve kivi üretiminin değişen nem rejiminden etkilenebileceği, iç kesimlerde ise ilkbahar geç donları ve dolu risklerinin artabileceği ifade edildi.
Gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım için trilyonlarca dolarlık finansman ihtiyacı
Dünya genelinde gıda güvenliğinin korunması için küçük üreticilerin doğrudan yararlanabileceği adil ve şeffaf finansman mekanizmalarına duyulan ihtiyaca dikkat çeken Türkeş, küresel ölçekte yıllık 2,5-3,5 trilyon dolarlık finansmanın acilen karşılanması gerektiğini bildirdi. Bu kaynakların modern sulama sistemleri, erken uyarı mekanizmaları, toprakta organik madde ve nemin korunması ile agroekolojik uygulamalara yönlendirilmesi gerektiğini belirten Türkeş, Türkiye'deki küçük çiftçi ve aile işletmelerinin sera gazı salımı düşük ekolojik üretim yapabilmesi için uzun vadeli desteklere ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
COP31 ve Türkiye'nin bölgesel gıda güvenliği liderliği vizyonu
COP31'de yeni taahhütlerden ziyade bugüne kadar kabul edilen iklim düzenlemeleri ve kararlarının uygulanmasının tartışılmasını beklediğini aktaran Türkeş, Türkiye'nin COP31'i gıda güvenliği alanında kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Türkeş, COP31 sonrasında Türkiye'nin öncülüğünde Akdeniz, Orta Doğu, Balkanlar ve Orta Asya'yı kapsayan bir iklim dirençli gıda ve su güvenliği girişimi başlatılabileceğini; bu kapsamda kuraklık izleme, tarımsal erken uyarı, su verimli üretim, tohum ıslahı ve küçük üreticinin finansmana erişiminin birlikte ele alınması gerektiğini sözlerine ekledi.




