Tanrısınatapan: Şiddet gören kadınlara destek sağlıyoruz

23.11.2021 - Salı 16:19

Tanrısınatapan, "Kadına yönelik şiddetin ortadan
kaldırılması için, mevcut toplumsal zihniyetin değiştirilmesi gerekiyor."
dedi.

Özel haber: Zeynep ORDU

Adana Barosu Türkiye Barolar Birliği Delegesi ve Kadın
Hakları Merkezi Üyesi Av. Sinem Tanrısınatapan (Keskin), Adana Barosu Kadın
Hakları Merkezi'nin şiddet mağduru kadınlara danışmanlık ve ceza davalarında
yanlarında yer alarak destek verdiğini söyledi. 25 Kasım Kadına Yönelik
Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada,  ekonomik gücü olmayan şiddet mağduru
herkese,  hemen her konuda adli yardım
bürosu, hukuki danışmanlık ve ücretsiz avukat tayin etmek gibi önemli görevleri
de yerine getirdiklerini belirten Av. Tanrısınatapan, "Yıllardır birçok
torba yasa,  yargı paketleri çıkıyor.
Ancak şiddetin önlenmesinde toplumsal cinsiyet eşitliğini eğitimde, yargıda,
sosyal ve siyasi hayata taşımanın önemine vurgu yapmamıza rağmen nafaka,
evlenme ehliyeti gibi hala suni gündemler yaratılıyor." dedi.

"ŞİDDET VERİLERİ PAYLAŞILMIYOR"

Ülkede genelinde yaşanan şiddet verilerinin paylaşılmadığını
açıklayan Av. Tanrısınatapan, "Ev içinde olan biten birçok olaydan
haberimiz olmuyor, bazı kadın ölümlerine intihar deniliyor. Sosyal medya baskısıyla
açılan davalarda aslında intihar olmadıkları anlaşılıyor; Şule Cet ve Aleyna
Çakır bunlardan birkaçı. Gülistan doku gibi hala kayıp olan kadınlar var. Bazı
dernekler ve sivil toplum kuruluşları verileri sağlamaya çalışıyor. Ancak bu
buzdağının görünen kısmı... Verilerin sağlıklı objektif tutulması ve
paylaşılması devletin yükümlülüğüdür. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu
(TKDF) tarafından yönetilen Aile İçi Şiddet Acil yardım Hattı’na 1-31 Ekim 2021
tarihleri arasında toplam 467 çağrı geldi. Bu çağrılar sonucu 142 vaka dosyası
açıldı.  80 kişi ev içi şiddetle ilgili
başvuru yaparken, 61 arama eş şiddeti ihbarıdır. 99 aramaya hukuki
bilgilendirme yapılmış, 41 arama ise karakola yönlendirilmiştir. 14 arama sığınak
talebi için olmuştur. Gelen çağrıların 8 tanesi acil müdahale gerektiren
vakalar üzerine olmuştur. "şeklinde konuştu.

"İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NDEN ÇEKİLME KARARININ HUKUKEN
KABULÜ MÜMKÜN DEĞİL"

20 Mart 2021 tarihinde Resmî gazetede yayınlanan İstanbul
sözleşmesinden vazgeçme kararı sonrası ülkede yaşanan kadın cinayetleri, şiddet
ve tecavüz konularında artışın meydana geldiğini açıklayan Av. Tanrısınatapan,
"Şiddetle etkin mücadele yöntemlerini belirleyen ve şiddetle mücadeleyi
devletin öncelikli görevleri arasında sayan Uluslararası Hukukun en önemli
kilometre taşlarından biri olan 'İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının
hukuken kabulü mümkün değildir.

Parlamento tarafından kabul edilerek iç hukukun ayrılmaz bir
parçası haline gelen ve normlar hiyerarşisinde kanunlardan bile önce gelen
Uluslararası İstanbul Sözleşmesi’nin tek kişi kararı ile kaldırılamayacağı
açıktır. Buna ilişkin olarak birçok baro ve STK tarafından hukuka aykırı
Cumhurbaşkanı Kararı’nın İptali için Danıştay’a dava açılmış olup, hukuki süreç
titizlikle takip edilmektedir."diye konuştu.

"ŞİDDETE UĞRAYAN MAĞDURLARIN YANINDA MÜCADELEMİZ
SÜRÜYOR"

Her ayın 1. ve 3. Çarşamba günü barolar olarak, sosyal
medya  ve yerel basın-yayın
kuruluşlarında  sözleşme maddelerini
anlatmaya devam ettiklerin kaydeden Av. Tanrısınatapan, "Laik ve
demokratik hukuk devleti olmazsa olmazımızdır, özellikle ‘’laiklik’’ ilkesi
kadınların ve çocukların her anlamda güvencesidir. 20 Mart 2021 tarihinde bir
gece yarısı operasyonu ile kadınları, çocukları eril şiddete ve cinsel
istismara mahkum eden Cumhurbaşkanı Kararının hukuka aykırılığı karşısında bir
araya gelerek vazgeçmeme kararlılığımızı sürdürüyoruz. Yargıda ve sahada
şiddete uğrayan ya da uğrama ihtimali olan mağdurların yanında mücadelemize
devam ediyoruz."dedi

"PANDEMİNİN FATURASI DA KADINLARA KESİLDİ"

Pandemi döneminde ev içerisinde şiddetin artış gösterdiğini
ancak başvuru dahi yapılamadığı sonraki dönemlerde yapılan görüşmelerle ortaya
çıktığını anlatan Av. Tanrısınatapan, "Yine pandemi döneminde hem ev
işlerinin hem uzaktan çalışmanın yükü kadınlara yüklenerek,  ekonomik gerekçelerle iş ortamından ilk
uzaklaştırılanlar yine kadınlar olmuştur. Sonuç olarak, pandeminin de faturası
kadınlara kesilmiştir." şeklinde konuştu.

YORUM YAZ