İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı'ndaki abluka, dünya genelinde enerji hatlarını felç ederken, sanayi ve tarımın başkenti Adana için de alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. Aberdeen başekonomisti Paul Diggle gibi uluslararası uzmanların masasında, Brent petrolün 180 dolara fırlayacağı ve hem Asya hem de Avrupa'yı kasıp kavuracak devasa bir ekonomik resesyonun (durgunluğun) başlayacağı korkutucu senaryolar bulunuyor. Şu anda "ödünç alınmış bir zaman diliminde" yaşadığımızı belirten analistler, yakıt kısıtlamalarının her an başlayabileceğini vurguluyor.

Dünya Ürettiğinden Çok Daha Fazlasını Tüketiyor
Uluslararası Enerji Ajansı verileri, piyasalardaki dengesizliğin ulaştığı korkunç boyutu gözler önüne seriyor. Şu anki tabloda insanlık, günlük petrol üretim kapasitesinin tam 6 milyon ila 9 milyon varil üzerinde bir harcama gerçekleştiriyor. Bu inanılmaz tüketim çılgınlığını dengeleyebilmek adına devletler stratejik depolarının kapılarını açarak piyasaya günlük 2 milyon varil enjekte ediyor. Ancak bu suni solunumun temmuz ayında kesilmesi planlanıyor. Çatışmaların başladığı günden bu yana küresel yedeklerden 380 milyon varil eksilirken, körfezde sıkışıp kalan ulaşılamaz stoklar bu rakamı daha da vahim bir boyuta taşıyor.
Sanayi Çarkları Durma Noktasına Gelebilir
Eğer kriz önümüzdeki haftalarda diplomatik bir yolla çözülemezse, Adana'daki ağır sanayi ve petrokimya tesisleri için üretim duruşları kaçınılmaz hale gelebilir. Dünyada 80 civarında ülke kendi iç pazarlarını korumak için benzeri görülmemiş tasarruf adımları atıyor. Fransa destekleme mekanizmalarını yeniden kurgularken, Hindistan altına olan talebi kısıtlamaya çabalıyor. Sri Lanka ve Filipinler'de mesai günleri dörde düşürüldü bile. Uzmanlar, rafinerilerin böylesine pahalı bir ham petrolü almak istemediğini, bunun yerine depolarındaki mevcut malları satarak riski azalttıklarını belirtiyor. Bu durum, yakın gelecekte Adana'daki fabrikaların ihtiyaç duyacağı rafine yakıtların bulunabilirliğini ciddi şekilde tehlikeye atıyor.




