Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) uygulama süreci, İstanbul’da düzenlenen üst düzey toplantıda tüm boyutlarıyla değerlendirildi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, Türk özel sektörünün karşılaştığı sorunlar ile beklenti ve talepler Avrupa Komisyonu yetkililerine doğrudan aktarıldı.

Sunar Yatırım'dan plastiğe alternatif çözüm! Doğada 180 günde çözünüyor
Sunar Yatırım'dan plastiğe alternatif çözüm! Doğada 180 günde çözünüyor
İçeriği Görüntüle

TOBB’un İstanbul yerleşkesinde yapılan toplantıya Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu’nun SKDM mevzuatını hazırlayan birimi olan Gümrükleme ve Vergileme Genel Müdürlüğü (DG TAXUD) Genel Müdürü Gerassimos Thomas, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.

Toplantıda, SKDM kapsamındaki sektörlerde faaliyet gösteren firmaların uygulama sürecinde yaşadığı sorunlar, idari ve mali yükler ile beklentiler kapsamlı biçimde ele alındı.

Toplantının açılışında konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Avrupa Komisyonu heyetinin iki günlük Türkiye ziyareti kapsamında son derece yapıcı ve verimli görüşmeler gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin iklim ve yeşil dönüşüm alanında önemli adımlar attığını belirten Tuzcu, İklim Kanunu’nun çıkarıldığını ve AB mevzuatına uyum sürecinin yakından takip edildiğini ifade etti. Tuzcu, SKDM sürecinde Türk özel sektörünün hassasiyetlerinin doğrudan AB makamlarına aktarılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Toplantıda söz alan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç ise Türkiye’nin AB ile olan güçlü ekonomik entegrasyonuna dikkat çekti. Türkiye’nin yaklaşık 30 yıldır AB ile Gümrük Birliği içinde bulunduğunu hatırlatan Kıvanç, AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı olan Türkiye’nin yıllık 100 milyar avroyu aşan ihracatıyla kritik bir tedarikçi konumunda bulunduğunu belirtti. Buna rağmen SKDM kapsamında Türkiye’nin “klasik bir üçüncü ülke” gibi değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade etti.

SKDM’nin 1 Ocak 2026 itibarıyla uygulamaya geçeceğini anımsatan Kıvanç, Aralık 2025’te yayımlanan ikincil mevzuata ilişkin Türk özel sektörünün ortak değerlendirmelerini paylaştı. KOBİ’lerin yükümlülüklere tabi olmasının ciddi bir maliyet ve idari dengesizlik yarattığını belirten Kıvanç, Türkiye’de akredite olmuş doğrulayıcı kuruluşların AB nezdinde tanınmamasının da firmalar açısından ek maliyet ve gecikmelere yol açtığını dile getirdi.

Skdm Uygulaması Tobb Ev Sahipliğinde Ele Alındı-1

Türk Özel Sektörünün SKDM’ye İlişkin Beklenti ve Talepleri Ele Alındı

Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini kaydeden Kıvanç, toplam kurulu güç içinde yenilenebilir enerjinin payının yüzde 50’nin üzerine çıktığını söyledi. AB tarafından Türkiye için belirlenen varsayılan emisyon değerlerinin birçok sektörde gerçek emisyonların üzerinde kaldığına dikkat çeken Kıvanç, özellikle çimento sektöründe bu durumun maliyetleri ciddi biçimde artırdığını ifade etti. Gerçek emisyon verilerinin esas alınmasının çevresel doğruluk ve rekabetçilik açısından kritik olduğunu vurguladı.

SKDM kapsamında toplanacak gelirlerin AB sanayisinin dönüşümünde kullanılmasının planlandığını hatırlatan Kıvanç, Türk sanayicisinin ödediği karbon vergisinin AB’deki rakipleri finanse etmesinin adil rekabet ilkesine aykırı olduğunu belirtti. Bu gelirlerin bir bölümünün, Türkiye gibi ticaret ortaklarının yeşil dönüşüm projelerine hibe veya kredi olarak geri döndürülmesi gerektiğini söyledi.

Toplantıda konuşan DG TAXUD Genel Müdürü Gerassimos Thomas da gerçek emisyon verilerinin önemine dikkat çekti. Varsayılan emisyon değerlerinin doğası gereği cezalandırıcı olduğunu belirten Thomas, bu değerlerin ihracatçılar açısından dezavantaj yarattığını ifade etti. SKDM’nin diğer sektörlere genişletilmesi ve dolaylı emisyonların kapsama alınmasına ilişkin kararların 2027 yılına ertelendiğini aktaran Thomas, 2026–2027 döneminin fiilen ikinci bir geçiş süreci olacağını söyledi.

Türkiye’deki doğrulayıcı kuruluşların tanınmamasının en zor başlıklardan biri olduğunu belirten Thomas, bunun Türkiye’ye özel bir durum olmadığını, metodolojinin yeniliği nedeniyle ihtiyatlı bir yaklaşım benimsendiğini ifade etti. Türkiye’nin karbon fiyatlandırma sistemi kurmaya yönelik adımlarından memnuniyet duyduklarını da sözlerine ekledi.

Toplantı, teknik sunumlar ve sektör temsilcilerinin soru ve görüşlerinin alınmasının ardından sona erdi. Taraflar, SKDM sürecinde ülkeye özgü sorunların çözümü ve AB–Türkiye iş birliğinin sürdürülmesi konusunda diyaloğun devamı yönünde mutabık kaldı.

Kaynak: ADASO