Toros TV ekranlarında yayımlanan “Güvencemiz Sigorta” programı, sigortacılık sektörünün güncel sorunlarını ve geleceğe yönelik beklentilerini gündeme taşıdı. Moderatör Yener Ekinci’nin sunduğu programa konuk olan Başak Sigorta Genel Müdürü Mehmet Hüviyetli ile Fekeli Sigorta Genel Müdürü Muhammet Doğantemur, Türkiye’de sigortacılığın gelişimi, artan hasar maliyetleri, enflasyonun poliçelere etkisi ve vatandaşların sigorta tercihleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Sigortanın yalnızca zorunlu bir gider olarak görülmemesi gerektiğini belirten sektör temsilcileri, bireylerin ve işletmelerin karşılaşabilecekleri risklere karşı ekonomik güvence oluşturmasının önemine dikkat çekti. Programda, sigorta bilincinin geliştirilmesi, doğru teminat seçimi, şeffaf hasar süreçleri ve acentelerle müşteriler arasındaki güven ilişkisinin güçlendirilmesi öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Sigortanın Geleceği KonuşulduSigortacılıkta büyümenin ölçüsü güven

Türkiye’de sigortacılık sektörünün ekonomik gelişmelerle birlikte dönüşüm geçirdiğini belirten Mehmet Hüviyetli, ürün çeşitliliğinin, dijital hizmetlerin ve müşterilere ulaşma yöntemlerinin geliştiğini ifade etti. Ancak sektörün başarısının yalnızca üretilen prim miktarıyla ölçülemeyeceğini vurgulayan Hüviyetli, sigortanın toplumun daha geniş kesimlerine ulaşmasının ve vatandaşların ihtiyaçlarına uygun teminatlara sahip olmasının önemini dile getirdi.

Muhammet Doğantemur ise sigorta bilincinin geliştirilmesi gereken alanlar bulunduğunu belirterek, vatandaşların yalnızca poliçe satın almalarının yeterli olmadığını söyledi. Doğantemur, poliçenin hangi riskleri karşıladığının ve hangi durumlarda güvence sağladığının bilinmesinin, sigortadan beklenen faydanın elde edilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti.

Artan maliyetler primleri etkiliyor

Programda sektörün karşı karşıya olduğu ekonomik sorunlar da ele alındı. Doğantemur, yükselen hasar maliyetleri, fiyat rekabeti, tüketicilerin ödeme gücü ve sigorta bilincindeki eksikliklerin sektörün temel gündem maddeleri arasında bulunduğunu ifade etti.

Özellikle araç yedek parçaları, işçilik, sağlık hizmetleri ve inşaat maliyetlerindeki artışların sigorta hasarlarının maliyetini etkilediğini belirten Doğantemur, bu gelişmelerin primlere de yansıyabildiğini söyledi. Sigorta şirketlerinin sürdürülebilirliği ile vatandaşların uygun fiyatlarla yeterli teminata ulaşmasının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Enflasyonun sigortalanan varlıkların yeniden edinilme ve onarılma maliyetlerini yükselttiğine dikkat çeken Hüviyetli de zaman içinde poliçelerdeki teminat tutarlarının yetersiz kalabileceğini belirtti. Hüviyetli, vatandaşların poliçe seçerken yalnızca fiyatı değil, teminat tutarlarının güncelliğini ve ihtiyaçlarına uygunluğunu da göz önünde bulundurması gerektiğini ifade etti.

En ucuz poliçe her zaman doğru tercih değil

Sigorta şirketleri arasındaki fiyat rekabetinin tüketicilere farklı seçenekler sunması açısından yararlı olduğunu belirten Doğantemur, yalnızca en düşük prim üzerinden karar verilmesinin bazı riskleri beraberinde getirebileceğini söyledi. Fiyatları farklı olan poliçelerin sağladığı korumanın da farklı olabileceğine işaret eden Doğantemur, teminat kapsamlarının, limitlerin, muafiyetlerin ve istisnaların dikkatle karşılaştırılması gerektiğini dile getirdi.

Hüviyetli ise sigortanın gerçek değerinin hasar meydana geldiğinde ortaya çıktığını belirterek, hasar ihbarının kolay yapılması, gerekli belgelerin açık biçimde belirtilmesi ve değerlendirme sürecinin şeffaf yürütülmesinin güven açısından önemli olduğunu kaydetti. Müşterilerin süreç boyunca bilgilendirilmesinin ve poliçedeki teminatların satış sırasında anlaşılır biçimde açıklanmasının olası uyuşmazlıkları azaltabileceğini ifade etti.

Deprem ve diğer risklere karşı güvence

Programda konut sigortası, zorunlu deprem sigortası ve kasko gibi ürünler arasındaki farklar da ele alındı. Doğantemur, sigortanın bireylerin birikimlerini korumaya, işletmelerin ise faaliyetlerini sürdürebilmesine katkı sağlayan bir risk yönetimi aracı olduğunu belirtti.

Deprem riskinin yüksek olduğu Türkiye’de sigortanın toplumsal dayanıklılık açısından da önem taşıdığını ifade eden Doğantemur, sigortanın güvenli yapılaşmanın ve afet hazırlığının alternatifi olmadığını, önleyici tedbirlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Hüviyetli de zorunlu deprem sigortası ile kapsamlı konut sigortasının aynı kapsamda olmadığını hatırlatarak vatandaşların poliçelerini incelemesi ve hangi risklerin güvence altında olduğunu öğrenmesi gerektiğini belirtti. Trafik sigortası ile kaskonun farklı amaçlara hizmet ettiğine dikkat çekilen programda, araç sahiplerinin ihtiyaçlarına uygun teminatları değerlendirmesinin önemi vurgulandı.

Acenteler güven köprüsü görevi görüyor

Sigorta bilincinin geliştirilmesinde acentelerin rolüne de değinilen programda, müşterilerin ihtiyaçlarını dinlemek, risklerini değerlendirmek ve poliçe kapsamını anlaşılır biçimde açıklamak gerektiği ifade edildi.

Doğantemur, acentelerin sigorta şirketleri ile vatandaşlar arasında önemli bir köprü görevi üstlendiğini belirterek, satışın müşteri ilişkisinin sonu değil başlangıcı olduğunu söyledi. Poliçe yenilemelerinde, teminatların güncellenmesinde ve hasar süreçlerinde müşterinin yanında olmanın uzun vadeli güven oluşturduğunu dile getirdi.

Hüviyetli ise sigorta bilincinin eğitim, bilgilendirme kampanyaları ve gerçek yaşam örnekleriyle geliştirilebileceğini kaydetti. Vatandaşların hangi risklerle karşılaşabileceklerini ve bu risklerin ekonomik sonuçlarını anlamalarının bilinçli poliçe seçimlerini kolaylaştıracağını ifade etti.

Programda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’de sigortacılığın geleceğinin daha fazla poliçe düzenlemekten çok, daha fazla insanın doğru teminatlarla güvence altına alınmasına bağlı olduğu vurgulandı. Hüviyetli ve Doğantemur, güvenin, şeffaflığın ve ihtiyaca uygun poliçelerin güçlü bir sigorta kültürünün temelini oluşturduğuna dikkat çekti.

Ceyhangücü U-17’den kritik galibiyet: 2-1
Ceyhangücü U-17’den kritik galibiyet: 2-1
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Burcu Akyol