4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü Takvimde çoğu kişi için sıradan bir gün gibi görünse de, aslında sokaklarda bizimle birlikte yaşayan canların hatırlandığı, onların varlığının fark edildiği özel bir zaman dilimi
Bir kedi düşünün… Güneşin düştüğü en sıcak köşeyi bulmuş, gözlerini kısmış, sanki dünyayla barış imzalamış gibi huzurlu. Ya da bir köpek… Tanıdığı bir yüz gördüğünde kuyruğunu coşkuyla sallayan, sanki o an dünyadaki en önemli şey o karşılaşmaymış gibi sevinen.
Onların hayatı, bizim hızımıza benzemez. Daha yavaştır, daha sade… Ama belki de bu yüzden daha gerçek. Çünkü onlar hesap yapmaz, rol kesmez, olduğu gibi yaşar. Açsa açtır, mutluysa mutludur. Sevgisini saklamaz, kırgınlığını büyütmez.
Şehir dediğimiz yer, sadece binalardan, yollardan ya da kalabalıklardan ibaret değil aslında. O şehri şehir yapan biraz da bu sessiz varlıklar. Bir kaldırımda iz bırakan pati, bir park köşesinde duyulan hafif bir miyavlama… Hepsi bu hayatın bir parçası.
Belki de mesele, görmekten çok fark etmekte. Çünkü çoğu zaman gözümüzün önünde olanı değil, sadece bakmayı seçtiğimizi görüyoruz. Oysa biraz yavaşlasak, biraz etrafımıza baksak; bu sessiz dostların dünyasına dahil olmak hiç de zor değil.
Böyle kıymetli bi gün bir kap suyun, bir parça gölgenin, bir anlık şefkatin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlamak gibi…
Ve belki de asıl mesele şu: Aynı sokakları paylaştığımız bu canlılarla kurduğumuz bağ, aslında kendi insanlığımızın da bir yansıması. Onlara gösterdiğimiz küçük bir ilgi, içimizdeki merhametin hâlâ diri olduğunu hatırlatır. Bir gün aceleyle geçip gittiğimiz o sokakta, ertesi gün durup bir başını okşamak… İşte değişim tam da böyle başlar.
Çünkü şehir, yalnızca içinde yaşadığımız bir yer değil; nasıl yaşadığımızın da bir aynasıdır. Ve o aynada bazen en çok, sessiz kalanların izleri görünür.