Sağlık Sisteminin İlk Kapısı

Çocukluğumuzun o tanıdık kokusunu hatırlar mısınız? Hani içeri girdiğinizde sizi karşılayan, o beyaz, steril ama bir o kadar da güven veren koku… Sokakta ışığı hiç sönmeyen, mahallenin en darda kalındığında kapısı çalınan o "E" harfi... Evet, eczanelerden ve o dükkanın sadece ilaç satan değil, sırdaş, danışman, can yoldaşı olan sahiplerinden, yani eczacılarımızdan bahsediyorum.

Abone Ol

14 Mayıs, ülkemizde bilimsel eczacılığın başlangıcının yıl dönümü. Tam 187 yıldır, bu topraklarda eczacılık akademik bir güvenceyle, insan sağlığının en stratejik kalelerinden biri olarak hizmet veriyor. Ancak Eczacılık Günü, sadece takvimdeki bir yaprağı koparıp kuru bir "kutlama" mesajı yayınlamaktan çok daha ötesini hak ediyor.

Bugün, eczacılığın ve eczacının hayatımızdaki yerini yeniden düşünme günü.

Sadece Bir "İlaç Verici" Değil, Sağlık Danışmanı

Modern dünya, eczacıyı genellikle "doktorun yazdığı reçeteyi raftan alıp kutuya koyan kişi" gibi görme yanılgısına düşüyor. Oysa durum hiç de öyle değil. Eczacı, sağlık sisteminin halka açılan ilk ve en kolay kapısıdır. Randevu almadan, sıra beklemeden, derdinizi anlatabildiğiniz, "Başım ağrıyor, ne yapayım?" dediğinizde size rehberlik eden yegane bilim insanıdır.

Doktor teşhisi koyar, tedaviyi belirler; ancak o tedavinin sizin yaşamınızla uyumlanmasını sağlayan kişi eczacıdır. Hangi ilacın hangi besinle etkileşime gireceğini, o küçücük tabletlerin vücudunuzda nasıl bir kimyasal yolculuğa çıkacağını en iyi onlar bilir. Pandemi dönemini hatırlayın; herkes evlerine kapanmışken, hastaneler tıklım tıklım ve riskliyken, mahallemizdeki eczacılar maskelerini takıp siperliklerinin arkasından bizlere şifa dağıtmaya, sakinleştirmeye ve rehberlik etmeye devam ettiler. Birçoğu bu uğurda canını verdi ama cepheyi terk etmedi.

Vitrinin Arkasındaki Gerçekler

Gelin bu 14 Mayıs’ta madalyonun diğer yüzünü de çevirelim. Bugün eczacılık mesleği, dışarıdan göründüğü kadar ışıltılı ve dertsiz bir süreçten geçmiyor.

Buna rağmen, her sabah o beyaz önlüğü gururla giyen, hastasının gözünün içine sevgiyle bakan, reçetedeki karmaşık yazıları bir dedektif gibi çözen ve insanlığa hizmet etmekten vazgeçmeyen binlerce eczacımız var.

Teşekkür Borcumuz

Bizlere düşen, sadece hastalandığımızda yollarını gözlemek değil, hak ettikleri mesleki saygınlığı ve yasal kolaylıkları almaları için seslerine ses olmak.

Laboratuvarda havan başında ilaç hazırlayan akademisyeninden, hastane koridorlarında ter döken klinik eczacısına; ecza depolarındaki emekçilerden, mahallemizin nöbetçi eczanesinde uykusuz geceler geçiren o güler yüzlü insanlara kadar...

İyi ki varsınız. Reçetelerimize şifa, hayatımıza güven katıyorsunuz.

14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü kutlu olsun. Unutmayalım; eczacınız en yakın sağlık danışmanınızdır, ona sadece ilaç alırken değil, sağlığınızı korurken de kulak verin.