DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü ve Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada tarım sektörünün karşı karşıya bulunduğu risklere dikkat çekti. Tarımsal ihracat pazarlarının korunması için acil önlem alınması gerektiğini vurgulayan Kısacık, Türkiye’nin özellikle Kuzey Afrika ülkeleri karşısında rekabet gücünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti.
“En büyük jeopolitik risk Kuzey Afrika tarım kuşağı”
Tarım ürünleri ihracatında yaşanabilecek kayıplara dikkat çekmek amacıyla Meclis Araştırma Önergesi veren Kısacık, Mısır, Fas ve Tunus’un oluşturduğu Kuzey Afrika tarım kuşağının Türkiye açısından stratejik bir tehdit haline geldiğini söyledi.
Bu ülkelerin düşük maliyetli üretim yapıları, ucuz iş gücü avantajları ve Avrupa pazarlarına yakınlıkları sayesinde önemli bir rekabet üstünlüğü elde ettiğini belirten Kısacık, şu değerlendirmede bulundu:
“Akdeniz’in güney kıyısında yükselen Mısır, Fas ve Tunus; Türk tarımının geleneksel ihracat pazarlarını hedeflemektedir. Dikkatli bir analiz yapıldığında tarımsal ihracatımız için en büyük jeopolitik riskin 2035 yılına kadar bu ülkelerin tarım sektörümüze oluşturacağı rekabet tehdidi olduğu görülmektedir. Önümüzdeki 10 yıl içinde yaş sebze, meyve ve zeytinyağı ihracatında ciddi bir rekabet bloğuyla karşı karşıya kalabiliriz.”
“Tarım sektörü alarm veriyor”
Türkiye ekonomisinin büyümesine rağmen tarım sektöründe ciddi daralma yaşandığını ifade eden Kısacık, sektörün mevcut tablo karşısında alarm verdiğini söyledi.
Kısacık, “Türkiye ekonomisi 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdü. Ancak aynı dönemde tarım sektörü yüzde 8,8 küçüldü. Mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre zeytin ve zeytinyağı ihracatında yüzde 34, kuru meyve ihracatında ise yüzde 29 oranında düşüş yaşandı. Tarsus Beyazı ve Antep Karası üzümü gibi önemli ihraç ürünlerinde pazar payı Mısır, Fas ve Tunus’a kaydı” dedi.
“Çiftçinin maliyeti enflasyonun üzerinde artıyor”
Tarım sektöründe yalnızca dış rekabetin değil, üretim maliyetlerinin de ciddi sorun oluşturduğunu belirten Kısacık, TÜİK verilerine göre tarım üretici enflasyonunun yüzde 43 seviyesinde bulunduğunu ifade etti.
Çiftçinin mazot, gübre, enerji ve diğer girdilerdeki maliyet artışları nedeniyle üretim yapmakta zorlandığını kaydeden Kısacık, tarla ve bahçe üretiminde gerilemeler yaşandığını söyledi.
“Tarımda genç nüfus kalmadı”
Tarım sektörünün insan kaynağı açısından da ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Kısacık, çiftçilerin yaş ortalamasının yükseldiğine dikkat çekti.
Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalamasının 58 olduğunu belirten Kısacık, 40 yaş altı üreticilerin oranının ise yalnızca yüzde 5 seviyesinde kaldığını ifade ederek, gençlerin tarımdan uzaklaştığını söyledi.
“Mısır çölde üretimi artırıyor, bizim çiftçimiz borçlanıyor”
Kısacık, iktidarın tarım politikalarını eleştirerek, Kuzey Afrika ülkelerinin tarımı stratejik sektör olarak desteklediğini, Türkiye’de ise üreticinin giderek daha fazla ekonomik baskı altında kaldığını savundu.
“Mısır ve Tunus gibi ülkeler çölde tarıma destek vererek üretimlerini artırıyor ve ihracat pazarlarında pay kazanıyor. Buna karşılık Türkiye’de yanlış tarım politikaları nedeniyle bereketli ovalarımızdaki çiftçiler borç batağına sürükleniyor. Üreticinin alın teri toprağın altında kalıyor. Tarım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor” diye konuştu.
Araştırma önergesi reddedildi
TBMM Genel Kurulu’nda tarımsal ihracat pazarlarında yaşanan kayıpların ve Kuzey Afrika ülkeleriyle rekabetin araştırılması amacıyla verdiği Meclis Araştırma Önergesi hakkında da bilgi veren Kısacık, önergenin Cumhur İttifakı milletvekillerinin oylarıyla reddedildiğini açıkladı.
Kısacık, Türkiye’nin tarımsal üretim, verimlilik, teknoloji ve su yönetimi alanlarında yeni stratejiler geliştirmesi gerektiğini belirterek, tarım sektörünün geleceği için kapsamlı bir yol haritasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.




