Televizyon ekranlarını açtığımızda artık neredeyse her kanalda benzer hikâyelerle karşılaşıyoruz. Silahlar, hesaplaşmalar, suç örgütleri, intikamlar ve mafya liderleri... Bir dönem aile dizileriyle, komedilerle ve mahalle hikâyeleriyle izleyiciyi ekran başına toplayan televizyon sektörü, bugün daha çok şiddet ve suç eksenli yapımlarla gündeme geliyor.
Peki neden?
Bunun en temel nedeni, izlenme oranları. Televizyon dünyasında rekabet her geçen gün artarken yapımcılar ve senaristler izleyicinin dikkatini çekecek güçlü hikâyeler arıyor. Çatışma, güç mücadelesi ve gerilim ise ekran başında kalma süresini artıran unsurlar olarak görülüyor. Mafya dizileri de tam bu noktada devreye giriyor. Güçlü karakterler, büyük servetler, tehlike ve entrika, izleyiciye sürükleyici bir hikâye sunuyor.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var: Çocuklar.
Çocuklar dünyayı yalnızca ailelerinden ve okullarından öğrenmiyor. Televizyon, internet ve sosyal medya da onların hayatı anlamlandırma biçimlerini etkiliyor. Özellikle küçük yaş gruplarında kurgu ile gerçeği ayırt etmek her zaman kolay olmayabiliyor. Sürekli olarak şiddetin çözüm yöntemi olarak sunulduğu, suç işleyen kişilerin güçlü ve dokunulmaz gösterildiği içerikler bazı çocukların algılarını etkileyebiliyor.
Bu noktada sıkça sorulan bir soru var: "Televizyon dizilerinden şiddeti ve mafyayı tamamen çıkarsak sorun çözülür mü?"
Aslında hayır.
Çünkü günümüz çocukları yalnızca televizyon izlemiyor. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları, çevrim içi oyunlar ve internet içerikleri hayatlarının önemli bir parçası haline geldi. Televizyondaki tüm şiddet sahneleri kaldırılmış olsa bile çocuklar farklı mecralarda benzer içeriklerle karşılaşmaya devam edebilir.
Asıl mesele, çocukların gördükleri içerikleri nasıl yorumladıklarıdır.
Burada en büyük görev ailelere düşüyor. Çocukların ne izlediğini takip etmek, içerikler hakkında konuşmak ve doğru ile yanlışı açıklamak büyük önem taşıyor. Bir mafya karakterinin zengin veya güçlü gösterilmesi, onun doğru bir insan olduğu anlamına gelmez. Çocukların bu ayrımı yapabilmesi için yetişkin rehberliğine ihtiyaçları vardır.
Toplum olarak yalnızca ekranlardaki içerikleri suçlamak kolay bir çözüm gibi görünebilir. Oysa çocukların gelişimini etkileyen çok daha geniş bir çevre bulunmaktadır. Aile, okul, arkadaş çevresi ve dijital dünya birlikte değerlendirilmelidir.
Belki de asıl sormamız gereken soru şudur: Çocuklarımızı şiddetten tamamen uzak tutmak mümkün mü, yoksa onları gördükleri şiddeti doğru değerlendirebilen bireyler olarak yetiştirmek mi daha gerçekçi bir hedef?
Günümüz dünyasında ikinci seçenek çok daha anlamlı görünüyor. Çünkü güçlü bir medya okuryazarlığına sahip, sorgulayan ve eleştirel düşünebilen çocuklar; ekrandaki mafya karakterinden etkilenmek yerine onu doğru analiz etmeyi öğrenebilirler.
Bir zamanlar akşam saatlerinde ailecek televizyon karşısına geçmek, Türkiye'nin en yaygın alışkanlıklarından biriydi. Aynı koltukta oturan dedeler, anneanneler, anne-babalar ve çocuklar aynı diziyi izler, aynı sahnelere güler, aynı karakterlere üzülürdü. Bugün ise televizyon ekranlarına baktığımızda bambaşka bir tablo görüyoruz. Silahların susmadığı, hesaplaşmaların bitmediği, mafya liderlerinin kahramanlaştırıldığı yapımlar reyting listelerinin üst sıralarında yer alıyor.
Bu değişimin en dikkat çekici örneklerinden biri, geçmişin unutulmaz aile dizileri ile günümüzün popüler yapımları arasındaki farktır.
Örneğin yıllarca ekranlarda kalan ve Türk televizyon tarihinin en önemli yapımlarından biri kabul edilen "Bizimkiler" dizisini hatırlayalım. Bir apartmanda yaşayan farklı ailelerin günlük hayatlarını konu alan dizi; komşuluk ilişkilerini, aile içi sorunları, dayanışmayı, sevgiyi ve zaman zaman yaşanan küçük çatışmaları anlatıyordu. Dizide silahlar değil diyaloglar konuşuyordu. Karakterler birbirleriyle kavga etseler bile sorunlarını çoğunlukla konuşarak çözüyordu. İzleyici kendinden bir parça bulabiliyor, mahalleden ya da apartmandan tanıdığı insanları ekranda görebiliyordu.
Bugün ise "Eşref Rüya" gibi yüksek bütçeli yapımlarda çok farklı bir atmosfer görüyoruz. Dizinin merkezinde güç mücadeleleri, suç dünyası, tehditler ve çatışmalar yer alıyor. Görsel kalite, oyunculuk performansları ve hikâye anlatımı açısından başarılı bulunabilecek yönleri olsa da, ekranın merkezine yerleşen dünya ile geçmiş aile dizilerinin dünyası arasında büyük bir mesafe bulunuyor.
Burada mesele herhangi bir diziyi hedef göstermek değil. Sorulması gereken soru şu: Televizyon ekranlarında neden artık daha fazla şiddet ve mafya hikâyesi görüyoruz?
Çünkü medya sektörü de toplumdaki değişimlerden etkileniyor. Dijital platformlarla artan rekabet, izleyicinin dikkat süresinin kısalması ve reyting baskısı yapımcıları daha sert ve daha çarpıcı hikâyeler üretmeye yöneltiyor. Günümüzde bir karakterin sakin bir aile yaşamı sürmesi yerine büyük bir suç örgütüyle mücadele etmesi ya da mafya lideri olması daha fazla merak uyandırabiliyor. Bu durum yalnızca Türkiye'de değil, dünyanın birçok ülkesinde de benzer şekilde yaşanıyor.
Ancak işin çocuklar açısından değerlendirilmesi gerekiyor.
Bir çocuk "Bizimkiler" izlediğinde komşuluk ilişkilerini, farklı insanlarla bir arada yaşamayı, aile içindeki iletişimi ve günlük hayatın doğal akışını görüyordu. Bugünün bazı popüler dizilerinde ise güç sahibi olmanın yolu çoğu zaman korku salmak, rakiplerini alt etmek veya silah kullanmak gibi yöntemlerle ilişkilendirilebiliyor. Elbette çocuklar izledikleri her şeyi birebir uygulamazlar. Ancak sürekli tekrar edilen görüntüler ve mesajlar zamanla algıları şekillendirebilir.
Uzmanlar, çocukların özellikle küçük yaşlarda rol model arayışında olduklarını belirtiyor. Güçlü görünen karakterler onların dikkatini çekiyor. Eğer bir mafya lideri sürekli kazanan, herkes tarafından korkulan ve saygı duyulan biri olarak sunuluyorsa bazı çocuklar bu karakterin davranışlarını sorgulamadan hayranlıkla izleyebiliyor.
Peki sorun yalnızca televizyon mu?
Kesinlikle hayır.
Bugünün çocukları televizyon karşısında geçirdikleri zamandan çok daha fazlasını sosyal medyada geçiriyor. Kısa video platformları, çevrim içi oyunlar ve internet yayınları çocukların hayatında çok daha büyük bir yer kaplıyor. Hatta birçok çocuk için televizyon artık ikinci planda kalmış durumda.
Bu nedenle "Mafya dizilerini kaldıralım, sorun çözülsün" yaklaşımı gerçekçi değil. Çünkü çocuklar ekranın başka köşelerinde benzer içeriklerle karşılaşmaya devam edeceklerdir.
Asıl çözüm, çocukları medya karşısında bilinçli bireyler haline getirmektir. Bir çocuğun izlediği karakteri sorgulayabilmesi, onun davranışlarının sonuçlarını anlayabilmesi ve gerçek hayatla kurgu arasındaki farkı görebilmesi gerekir. Bu da ailelerin rehberliğiyle mümkündür.
Belki de geçmiş dizilerin en önemli özelliği, aile bireylerinin birlikte izleyebilmesiydi. Bugün birçok anne ve baba, çocuklarının yanında bazı dizileri izlemekte tereddüt ediyor. Bu durum bile ekran içeriklerinin ne kadar değiştiğini gösteriyor.
Elbette televizyon yalnızca eğlence aracı değildir; aynı zamanda kültür aktaran güçlü bir mecradır. Bu nedenle mafya hikâyeleri anlatılabilir, suç dünyası işlenebilir. Ancak bunun yanında dostluğu, dayanışmayı, aile bağlarını, komşuluğu, eğitimi ve toplumsal değerleri merkeze alan yapımların da çoğalması gerekiyor.
Çünkü çocuklarımızın yalnızca güçlü karakterlere değil, doğru karakterlere de ihtiyacı var.
Bugün "Bizimkiler" ile "Eşref Rüya" arasındaki fark aslında sadece iki dizi arasındaki fark değildir. Bu fark, televizyonun yıllar içinde nasıl değiştiğinin, toplumun ne izlemek istediğinin ve çocuklarımızın nasıl bir medya ortamında büyüdüğünün de bir göstergesidir.
Sorun ekranlarda mafyanın olması değil; mafyanın ekrandaki tek güçlü hikâye haline gelmesidir. Çocukların sağlıklı gelişimi için onlara farklı hikâyeler, farklı kahramanlar ve farklı değerler sunmak zorundayız. Çünkü geleceğin toplumunu yalnızca aileler değil, ekranlar da şekillendiriyor.