Özel

Nafaka Kararı Sonrası Uzman isimden Uyarı: "Kadınların Gerçekliği Unutulmamalı"

Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşe süresiz nafaka ödenmesine ilişkin düzenlemeyi iptal etti. Uzun yıllardır boşanma süreçleri ve kadın hakları odaklı hukuki çalışmalar yürüten Adana Barosu avukatlarından Av. Rahime Yüksel, nafaka düzenlemesindeki bu köklü değişikliğin toplumsal yansımalarına dair önemli tespitlerde bulundu.

Abone Ol

AYM Genel Kurulu, Antalya 12’nci Aile Mahkemesi’nin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesinde yer alan süresiz nafaka düzenlemesinin iptali talebini görüştü. Genel Kurul, düzenlemenin oy çokluğuyla iptaline karar verirken, yeni yasal düzenleme yapılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 9 ay süre tanıdı. Kararın gerekçesinin ise ilerleyen günlerde açıklanacağı bildirildi.
Adana Barosu avukatlarından Av. Rahime Yüksel, ağırlıklı olarak boşanma davaları, aile hukuku ve kadın hakları alanında çalışmalar yürütmekte olup; nafaka düzenlemeleri ve boşanma süreçlerinin toplumsal etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"Kariyerini ailesi için geri plana atıyor"

Av. Rahime Yüksel, “Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasının süresiz niteliğine ilişkin verdiği iptal kararını değerlendirirken, meseleyi yalnızca “nafaka yükümlülüğü” üzerinden değil, kadınların toplumsal ve ekonomik gerçekliği üzerinden okumak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de hâlâ çok sayıda kadın, evlilik süresince çalışma hayatından uzak kalıyor, kariyerini ailesi için geri plana atıyor ve boşanma sonrasında ekonomik olarak ciddi bir kırılganlıkla karşı karşıya kalıyor" diye ifade etti.

"Tamamen yok saymak mümkün değil"

Av. Yüksel, “Elbette mevcut sistemde tartışılması gereken yönler vardı. Özellikle çok kısa süreli evliliklerde yıllarca süren nafaka yükümlülüğünün toplumda adalet duygusunu zedelediği yönündeki eleştirileri tamamen yok saymak mümkün değil. Ancak bana göre bu tartışma zaman zaman kadınların yaşadığı gerçek mağduriyetleri görünmez hale getirdi. Çünkü nafaka alan kadınların büyük çoğunluğu kamuoyunda çizilen “rahat yaşam süren kişi” profilinden çok uzak; aksine hayatını yeniden kurmaya çalışan, çoğu zaman çocuk sorumluluğunu da tek başına taşıyan kadınlar" şeklinde konuştu.

"Hukuk önünde daha fazla dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum"

Av. Yüksel, “Ben kadınların yıllarca görünmeyen emeğinin hukuk önünde daha fazla dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum. Bir kadın evlilik boyunca yalnızca ev işi yapmıyor; çoğu zaman kendi ekonomik özgürlüğünden, kariyerinden, sosyal hayatından ve hatta psikolojik sağlığından feragat ediyor. Boşanma sonrasında ise aynı kadınlardan çok kısa sürede ekonomik olarak tamamen bağımsız hale gelmeleri bekleniyor. Oysa Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarında bu her zaman mümkün olmuyor" dedi.