Makamda Değil Selin İçinde Hizmet

Abone Ol

Adana’da metrekareye 138 kilogram yağış düştü.
Bu, istatistiklerde soğuk bir rakam gibi durabilir…
Ama gerçekte bu sayı; suya gömülen evler, karanlıkta bekleyen aileler, korkuyla birbirine sarılan çocuklar demekti.
İki gündür Adana’da yağmur sadece gökten değil, yüreklerden de aktı.
Sel geldi.
Sokaklar göle döndü, evler nefessiz kaldı.
Ama o saatlerde kimse “mesai bitti” demedi.
Adana Valisi Mustafa Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer ve Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, iki gündür makam odalarında değil, sahanın tam ortasındaydı.
AFAD’dan emniyete, jandarmadan itfaiyeye, sağlık ekiplerinden belediye personeline kadar tüm kamu birimleri koordinasyon içinde sahadaydı.
Devletin farklı kurumları ilk kez değil ama bu kez aynı fotoğraf karesinde, aynı çamurun içinde buluştu.
Bu şehir çok şey gördü.
Ama bu kez fotoğraf farklıydı.
Ekiplerin başında, sokak sokak, gece gündüz demeden…
Evinden çıkamayan yaşlıyı sırtında taşıyan,
Suyun ortasında mahsur kalan aileleri tek tek tahliye eden,
Çocukların başını okşayıp “korkma” diyen bir anlayış vardı.
Bu sadece bir afet müdahalesi değildi.
Bu, insanı önceleyen bir devlet ve yerel yönetim refleksiydi.
Evleri su basan vatandaşlar,
“Kim gelecek?” diye sormadı bu kez.
Çünkü kamu, belediye yeleğiyle, devlet refleksiyle kapılarındaydı.
Kent lokantalarının sabaha kadar açık tutulması,
Atatürk Kültür Merkezi’nde sıcak çorba ve çay ikramı,
Geçici konaklama alanlarının hızla devreye sokulması…
Bunlar bir basın bülteninin satırları değil, yaşanmış anlardı.
Afet zamanlarında kimin nerede durduğu unutulmaz.
Fotoğraflar silinir, videolar kaybolur ama toplumsal hafıza kalır.
Bu şehir bugün şunu gördü: Devlet sahadaysa, korku azalır.
Belediye sahadaysa, umut büyür.
Koordinasyon varsa, kriz yönetilir.
Yağmur dindiğinde geriye sadece su kalmadı.
Geriye, “yalnız değildik” duygusu kaldı.
Ve bazen bir şehir, en çok böyle ayakta kalır.