Adana'nın Feke ilçesine bağlı yaklaşık 1200 rakımlı Gaffaruşağı Mahallesi'nde yaz aylarının gelmesiyle birlikte tatlı bir telaş başladı. Kent merkezine uzak olan dağ köyünde yaşayan vatandaşlar, doğanın kendilerine sunduğu sarı kantaron ve dağ kekiklerini elleriyle toplayarak geleneksel yöntemlerle işlemeye başladı.
Köylülerin kendi bahçelerinden elde ettikleri saf zeytinyağı ile buluşturulan sarı kantaronlar, cam kavanozlara konularak yaklaşık 40 gün boyunca güneşte olgunlaşmaya bırakılıyor. Rengi kırmızıya döndüğünde süzülen bu yağ; yanık, kesik ve açık cilt yaralarında hücre yenileyici olarak kullanılıyor. Dağlardan toplanan kekikler ise hem kurutularak yemeklere eşsiz bir aroma katıyor hem de kış aylarında şifa çayı olarak demleniyor.
"Biz bu bitkilere doğadaki doktorumuz deriz"
Çocukluğundan beri dağlardan şifa topladığını belirten 63 yaşındaki köy sakinlerinden Atike Ersin, doğanın sunduğu bu mucizeyi şu sözlerle anlattı:
"Biz burada kendimizi bildik bileli tarlamızda, dağımızda yetişen bu bitkilere 'doktor' deriz. Şifayı doğadan toplar, kendi ellerimizle doğal ilaca dönüştürürüz. Kentteki eczanelere uzak olduğumuz için köylerde kimyasal ilaç yerine bunları tercih ediyoruz. Kendi zeytin bahçemizden elde ettiğimiz zeytinyağıyla hazırlayıp, cam kavanozlarda en az 40 gün güneşte bekletiyoruz. Bir keresinde eşimin başı yaralandığında akan kanı kantaron yağıyla anında durdurduk. Yaklaşık 15 yıldır bu yağı evimizden eksik etmeyiz. Kekiği de mide ağrılarımız için demler içeriz. 1200 rakımda, tamamen doğal bir yaşam sürüyoruz."
"Ne yediğimizi, ne sürdüğümüzü biliyoruz"
Bölgede yetişen endemik ve şifalı bitkilerin tamamen organik olduğuna dikkat çeken Gaffar Esat Ersin ise, şehir hayatının getirdiği yapaylıktan uzak durduklarını vurgulayarak şöyle konuştu:
"Bu bitkilerin yetiştiği topraklarda kimyasal yok, tarım ilacı yok. Tamamen doğal ve organik bir döngü var. Doğadan topluyor, evimizde işliyoruz. En azından ne kullandığımızı, vücudumuza ne aldığımızı çok iyi biliyoruz. Hem soframızda baharat ve çay olarak değerlendiriyoruz hem de günlük yaşamımızda ilk yardım malzemesi gibi el altında bulunduruyoruz."