Özel

Kadının sesi Toros TV’de yükseliyor: İlk konuk Av. Dilara Kılıç

“Özgür doğar ve yaşamı erkeklerle eşit haklara sahip olarak yaşarız” vurgusuyla Toros TV ekranlarında yayın hayatına başlayan Kadının Sesi programının ilk konuğu Adana Barosu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Başkanı ve Kadın Hakları Komisyonu Üyesi Av. Dilara Özuğur Kılıç oldu. Kadına yönelik şiddetin tanımını yapan Kılıç, mağdur kadınların izlemesi gereken hukuki yolları ve başvurabilecekleri kurumları anlattı.

Abone Ol

Kadınların erkeklerle eşit şekilde sahip olduğu sosyoekonomik, siyasi ve yasal hakların tesis edildiği adil Türkiye’nin inşasına bir tuğla koymak amacıyla Toros TV ekranlarında başlayan ‘’Kadının Sesi’’ programının ilk konuğu, Adana Barosu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu Başkanı ve Kadın Hakları Komisyonu Üyesi Avukat Dilara Özuğur Kılıç oldu. Yener Ekinci’nin hazırladığı programda kadına yönelik şiddeti tanımlayan Kılıç, mağdur kadınların izlemeleri gereken yolu anlattı.

Kadına yönelik şiddeti nasıl tanımlayabiliriz?

Kadın, toplumun her alanında eğitim, yaş, sosyoekonomik durum ayırt etmeksizin şiddete maruz kalmakta, her gün medyaya yansısın/yansımasın birçok kadına yönelik şiddet eylemi gerçekleşmektedir. Fiziksel şiddet; kadının bedensel bütünlüğüne yönelik eylemlere, cinsel şiddet; kadının isteği dışında zorla ilişkiye girme, taciz gibi eylemlere, psikolojik şiddet; kadına yönelik hakaret ve aşağılamalara, ekonomik şiddet ise; kadının zorla çalıştırılma ya da iş hayatından aktif rol almasının önüne geçen eylemlere maruz bırakılma şeklinde ifade edilebilir. Üstelik kadın aynı anda birden fazla şiddetle de karşı karşıya kalmakta ve bu şiddet eylemlerinin önüne geçme adına ne yapacağını bilmemektedir. Bu açıdan öncelikle toplumda normalleşen (!), sıradanlaşan (!) kadına yönelik şiddet eylemleri üzerine başta kadınlar olmak üzere bireyler bilinçlendirilmeli, ‘kadına yönelik şiddetin en ağır insan hakları ihlali olduğu’ konusunun altı çizilmelidir.

Şiddeti önlemeye ve ortadan kaldırmaya yönelik neler yapılabilir?

Bu konuda ilk yapılması gereken; toplumda bilinç geliştirilmesidir. Bu bilinç her şeyden önce kadının birey olduğunun kabulünü sağlayarak, toplumdaki zihniyeti değiştirici şekilde olması gerekmektedir. Devlet çok yönlü olarak bu ciddi sorunu ele almalı, bu konuda gerekli politikalar üretmelidir. Kadına karşı şiddetle mücadele toplumsal düzeyde ortak ve kararlı bir şekilde yürütülmeli, kadına karşı şiddeti doğuran ve devamlı hale getiren olumsuz tutum ve davranışları ortadan kaldırmak için sosyal farkındalık oluşturularak, toplumdaki bireylerin kadına karşı bakış açısında olumlu değişimlere sebebiyet verecek düzenlemeler yapılmalıdır. Kadınların, eğitim ve iş hayatında desteklenmesine ve meslek sahibi olmalarına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Bu durum özellikle ekonomik şiddet mağduru kadınlara yönelik önemli bir gelişme olacaktır. Ülkemizde özellikle mevzuatta bulunmasına rağmen, uygulamadaki eksiklikler nedeniyle kadına karşı şiddet eylemlerinin önüne geçilememektedir. Bu açıdan uygulamaya öncelik verilmeli ve yasalar lafzına ve amacına uygun olarak uygulanmalıdır. Buna ilişkin örnek vermek gerekirse; Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen belirli suçlara ilişkin cezalara uygulanan ‘haksız tahrik’ indiriminin kadına karşı şiddet suçlarının cezalarında uygulaması kaldırılmalıdır. Ayrıca bu sayede kadına karşı şiddete ilişkin suçların cezaları ‘cezaların caydırıcılığı ilkesi’ niteliğine daha fazla haiz olacaktır. Şiddete uğramış mağdur kadınlar için güvenli, kolayca ulaşılabilir, her zaman sığınabilecekleri kurumlar, gerekli tedbirler alınarak oluşturulmalıdır. Şiddet mağduru kadın bu sayede kendini güvende hissedeceği bir ortama kavuşacaktır. Özetle; kadına karşı karşı şiddet eylemlerinin önüne geçebilmek için toplumsal düzeyde hareket edilmesi gerekmektedir. Devlet bu konuda gerekli önlemleri alırken öncelikle şiddeti önleme ve şiddet mağdurunu koruma, sonrasında şiddeti ortadan kaldırmaya yönelik mevzuatta gerekli düzenlemeleri yaparak ve uygulamadaki eksiklikleri tamamlayarak şiddet uygulayana karşı caydırıcı önlemler almalıdır.

Şiddete maruz kalan kadınların hakları nelerdir ve nerelere başvurabilirler?

Şiddet uygulayan kişinin durdurulması, cezalandırılması ve şiddetle mücadele ederken destek almak için aşağıdaki kurumlara başvurabiliriz. Şiddete tanık olan kişiler de (komşu, akraba, arkadaş vb.) bizim için başvuru yapabilirler:

  • Polis/ jandarma karakolu
  • 112 Acil Yardım
  • Alo 183 Sosyal Destek Hattı
  • Cumhuriyet Savcılığı
  • Aile Mahkemesi
  • Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM)
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri
  • Kadın örgütleri
  • Belediyelerin Kadın Danışma Merkezleri
  • Hastaneler
  • Sosyal Hizmet Merkezleri
  • Kaymakamlık/Valilik

En yakın polis veya jandarma karakoluna başvurursak:

Şiddete veya şiddet tehdidine uğradığımızda şikâyetçi olabiliriz. Polis/jandarma karakoluna başvurduğumuzda, yaşadıklarımızı detaylı olarak anlatmalı ve anlattığımız şekilde tutanağa geçirilmesini sağlamalıyız. Gerekiyorsa avukat ve uzman (psikolog, sosyal hizmet uzmanı vb.) desteği talep edebiliriz.

Polis ve/veya jandarma karakoluna yaptığımız başvuru sırasında yazılan tutanağı okumadan asla imzalamamalıyız. Eğer anlattıklarımız tutanağa farklı veya eksik geçirilmişse düzeltilmesini istemeliyiz ve düzeltildikten sonra imzalamalıyız. Tutanağın polis/jandarma tarafından imzalı bir örneğini mutlaka kendimiz için almalıyız. Polis/jandarma şikâyetimize dair tutanak tutmak istemezse, kendisine mutlaka tutanak tutması gerektiğini, bunu yapmaması halinde görevini ihmal ettiğini söylemeliyiz. Eğer fiziksel şiddete uğramışsak, polisin/jandarmanın bizi darp raporu almamız için derhal hastaneye sevk etmesi gerekir. Polis/jandarma bizi hastaneye sevk etmezse, tutanak yazılmadan önce mutlaka hastaneye sevkimizi talep etmeliyiz.

İfade alındıktan sonra görevlilerden Aile İçi Şiddet Olayları Kayıt Formu ile Risk Değerlendirmesi Formu doldurmalarını istemeliyiz. Risk değerlendirmesi sonucunu öğrenip kendimizi ve varsa çocuklarımızı/yakınlarımızı korumak için 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında alınabilecek en uygun önleyici ve koruyucu tedbirlerin neler olabileceğini değerlendirmeliyiz. Acil bir durum varsa polisten/jandarmadan derhal gerekli önleyici ve koruyucu tedbir kararını almasını istemeliyiz. Polisin/jandarmanın şiddet uygulayan kişiyle bizi barıştırma gibi bir görevi ve yetkisi yoktur. Kadına yönelik şiddet suçlarında uzlaşma ve arabuluculuk önerilemez.

Cumhuriyet Savcılığına veya Aile Mahkemesine başvurursak:

Bir şikâyet dilekçesi ile doğrudan Adliye binaları içindeki Savcılıklara başvurabiliriz. Dilekçemize olayın nerede, ne zaman, nasıl gerçekleştiğini, varsa tanıkların isimlerini ve adreslerini yazmalı ve olaya dair delilleri eklemeliyiz. Şikâyet dilekçemizden en az iki adet hazırlayıp hepsini imzalamalıyız. Bu kopyalardan birini mutlaka saklamalıyız. Bizde kalacak kopyaya Savcılık memurunun dilekçeyi aldığını göstermesi için kaşe basmasını; tarih, imza ve soruşturma numarası eklemesini istemeliyiz. Savcı, daha sonra ifademizi alacak, delilleri toplayacak, varsa tanıklarımızı dinleyecek ve şikâyetçi olduğumuz kişinin ifadesini alacaktır. Eğer savcı davanın açılmasına karar verirse dosyayı Ceza Mahkemesine gönderecektir. Bize mahkemeden duruşma gününün ve saatinin yazılı olduğu bir kağıt (tebligat) gelecektir. Tebligat gelmezse veya bize ulaşmazsa Savcılıkların soruşturma bürolarına başvurup mahkeme ve dosya numarası hakkında bilgi alabiliriz. Duruşmaya gitmemiz ve şikâyetimizi mahkemede anlatmamız gerekir. Duruşmaya gidemeyecek durumdaysak mazeret dilekçesi yazıp mahkemeye verebiliriz. Savcı davanın açılmamasına da karar verebilir. Bu karar da bize tebligat zarfı ile bildirilir. Bu kararın elimize geçtiği tarihten itibaren kararda belirtilen sürede ve belirtilen mahkemeye itiraz edebiliriz. Bu itiraz üzerine yetkili Mahkeme ya itirazı kabul edip dava açılmasına karar verir ya da itirazımızı reddeder.

Sağlık kuruluşuna başvurursak:

Eğer doğrudan bir hastanenin acil bölümüne başvurduysak, bizi muayene eden doktora yaşadıklarımızı anlatarak darp raporu alabilir ve istiyorsak hastane polisine şikâyetimizi iletebiliriz. Vücudumuzdaki izler kaybolmadan muayene olmak ve rapor almak yaşadığımız şiddeti kanıtlayabilmek için önemlidir.

Bir sığınağa gitmek istiyorsak:

Şiddet nedeniyle kalacak güvenli bir yerimiz yoksa 6284 Sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’dan faydalanarak, varsa çocuklarımızla birlikte bir sığınakta kalabiliriz. Bunun için Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne (ŞÖNİM), en yakın karakola, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne, belediyelerin kadın danışma merkezlerine ve kadın örgütlerine başvurabiliriz. ŞÖNİM, Kaymakamlık/Valilik ve acil durumlarda polis/jandarma bizi sığınağa yerleştirmekle yükümlüdür; bunun için Aile Mahkemesi kararı gerekmez. Bir sığınağa yerleşmek için şiddet uygulayan kişiden şikâyetçi olmamız gerekmez. Sığınakların adres ve telefon bilgileri gizli tutulur; sığınaklarda kalan kişilerin bilgileri kimseyle paylaşılmaz. İstersek yaşadığımız şehirden başka bir şehirdeki sığınakta da kalabiliriz.

Şiddet uygulayan kişiyi evden uzaklaştırmak istiyorsak:

Şiddet uygulayan kişiyle aynı evde yaşıyorsak; bu kişinin evden uzaklaştırılması için bize en yakın karakola, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne (ŞÖNİM), Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Aile Mahkemelerine başvurabiliriz. 6284 Sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a göre; medeni durumumuz ne olursa olsun, şiddet uygulayan kişi birlikte yaşadığımız evden belirli süreyle uzaklaştırılabilir; işyerimize, varsa çocuğumuzun okuluna ve bize yaklaşması engellenebilir. Acil durumlarda polis/jandarma da mahkeme kararı olmadan bu tedbiri alabilir.

Geçici koruma istiyorsak:

Şiddet uygulayan kişinin bize zarar vermesinden endişeleniyorsak; 6284 Sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında çeşitli koruma tedbirleri isteyebiliriz. Örneğin, dışarı çıktığımızda bize eşlik edecek bir polisin görevlendirilmesini isteyebiliriz. Bunun için bize en yakın karakola, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi’ne (ŞÖNİM), Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Aile Mahkemelerine başvurabiliriz. Acil durumlarda polis/jandarma da koruma sağlamakla yükümlüdür.

Tedbir nafakası ve geçici maddi yardım;

Şiddet uygulayan kişi, evin geçimini sağlayan veya katkıda bulunan kişiyse ve eve dair ekonomik sorumluluklarını yerine getirmiyorsa 6284 Sayılı Kanun kapsamında tedbir nafakası talep edebiliriz. Şiddet uygulayan kişinin tedbir kararı ile evden uzaklaştırılması oturulan evin kira, elektrik, su, telefon, doğalgaz ve benzeri giderlerini karşılamaya devam etmesine engel değildir. Hâkim, şiddet uygulayan kişinin tedbir kararı süresince evle ilgili ekonomik sorumluluklarını yerine getirmesine, aile konutunun kira sözleşmesini sona erdirmemesine ya da kamu konutu (lojman) tahsisinin kaldırılması talebinde bulunmamasına ve uygun göreceği başka tedbirlere karar verebilir. Ayrıca yine 6284 Sayılı Kanun kapsamında geçici maddi yardım da talep edebiliriz. Nafaka talep etmek için boşanmış olmamız gerekmez. Boşanma davası devam ederken veya boşanma davası açmadan da nafaka talep edebiliriz.