“Kadın cinayetlerine alışmayacağız”

28.08.2019 - Çarşamba 16:49

(HABER MERKEZİ)-TOROS- Kadınlara yönelik şiddetin her
geçen gün artmaya devam etmesi nedeniyle tepki açıklaması gerçekleştiren Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Adana İl Koordinasyon (İKK) Kadın
Çalışma Grubu, “Kadınlarımızın katledilişine alışmayacağız ve susmayacağız”
dedi.

Türkiye’de kadınların işyerinde, cezaevlerinde, hastanede, okulda ve özellikle de ailesinde yaşamın her alanında şiddete maruz kaldığını vurgulayan TMMOB’li kadınlar, şunları söyledi: “Bunun temelinde yatan toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadın ve erkeğe yüklenen sosyal olarak kurgulanan cinsiyetçi roller, beklentiler, tutum ve davranışlar, toplumun cinsiyetçi bakış açısıyla kadınları her türlü ayrımcılığa maruz bırakmaktadır.  Tarihsel ve evrensel bir süreç olarak gelişen toplumsal cinsiyet eşitliği;  Ekonomik, siyasi, sosyal, kültürel ve hukuki tüm yapıları, ataerkiye uygun olarak düzenlenmiş ve onu yeniden üretmeye güçlendirmeye uygun olarak geliştirilmiştir. İşte Kadına yönelik şiddetin kaynağı da tamda toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığı ataerkil yapı, toplumca kabul görüp sürdürülen, siyasi iktidarlar tarafından politikalarla desteklenen bu sebeple de kadına yönelik şiddetin önlenemediği bir durumla karşımıza  çıkmaktadır.

“KADINLARIN İSYANI ARTIYOR”

Ülkemizde hemen her gün kadın cinayeti işleniyor;
kadınlar cinsel şiddete, tacize ya da tecavüze uğruyor. Yaygın medya bu
cinayet, taciz, tecavüz, şiddet haberlerini sıradan vakalar olarak sayfalarına
taşıyor. Çok yakın zamanda yine kadına şiddet haberlerinden birini daha
duyduğumuz Emine Bulut’un  katledilmesi ve sadece Temmuz ayında 31 kadının
yılda 400 kadının aynı veya benzer gerekçelerle katledildiğini görüyoruz. Ne
katledilmeden önce kadınların ”ölmek isteyemiyorum” diyen ne de geride
kalanların “lütfen anne ölme” diyen feryadının duyulmadığı, önlem alınmadığı,
bunu gerçekleştiren erkek terörünün önlenemediği süreçte biz kadınların
isyanını daha da artırıyor.

ŞİDDET KÖRÜKLENİYOR!

İktidarın ataerkil hukuk kurallarıyla yaptığı yasal
düzenlemeler ve uyguladığı sosyal politikalar toplumsal şiddet eğilimini ve
dolayısıyla aile içi şiddeti arttırıyor. Ne yazıktır ki faillere, iyi hal,
haksız tahrik gibi cezai indirimler uygulanmaya devam ediyor. Türkiye’de
siyasi iktidarlar, bugüne dek kadına yönelik şiddeti önlemeye ilişkin birçok
uluslararası sözleşmeye imza koymuş olmalarına karşın bu sözleşmelerin gereğini
yapmamakta, zaman içinde çıkarılan bazı yasaların, genelgelerin yaşama
geçirilmesine katkıda bulunmamakta, gereken ilgi ve çabayı göstermemektedir. Bu
yasalardan en önemli olan; 1985 yılında, Kadınlara karşı her türlü
ayrımcılığın tasfiye edilmesi anlamına gelen, kadınlar için bir haklar
bildirgesi ancak devletler için ise bir yükümlülük manzumesi olarak
nitelendirilen CEDAW (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması
Sözleşmesi) ve Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve
Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi (kısa adıyla İstanbul
Sözleşmesi) 2014 yürürlüğe girmesine rağmen yasaların uygulanmadığını
görüyoruz. Hatta Şiddet artmaya devam ederken, kadınlar lehine kazanılmış
hakların sürekli törpülenmeye çalışıldığını, yapılan hukuki kararlar, verilen
demeçlerle adeta şiddetin körüklendiğini söyleyebiliriz.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ UYGULANMALI

Kadına yönelik şiddete karşı gerçekte çözüm olmayan
sadece gündemi oyalamak amacıyla her seferinde gündeme getirilen idam
söyleminde vaz geçilmeli Kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesi için İstanbul
Sözleşmesi uygulanmalıdır.

Şunu çok iyi biliyoruz ki hukuk, eğitim, koruyucu ve
eşitlikçi politikalarla kadına yönelik şiddeti önlemek mümkün, yine Erkek
egemen sınıfın çıkarlarına hizmet eden cinsiyet ayrımcılığı çözülmeden özgür ve
eşit bir toplumun yaratılması mümkün olmayacaktır.

Kadına yönelik şiddetin ve sonuçlarının ortadan
kaldırılması, öncelikle devletin ve siyasal iktidarların ilgili tüm
kurumlarıyla sorumluluk üstlenmesi, sivil toplum örgütleri ve devletin
kurumlarıyla  işbirliği yapılarak, ortadan kaldırılması için gerekli
sosyal politikaların yaşama geçirilmesi, yasaların uygulanması ve gerekirse
yeni yasal yaptırımlar ile mümkün olacaktır. Biz TMMOB’li Kadınlar olarak;
kadın bedeni üzerinden devam eden tüm dayatmacı ve baskıcı politikalara karşı
,toplumsal cinsiyet eşitsizliği giderilene ve kadına yönelik her türlü şiddet
son bulana kadar toplumun tüm kesimleri ile birlikte sesimizi yükseltmeye devam
edeceğiz.”

YORUM YAZ