Dünya Çiftçiler Günü kapsamında Adana’da düzenlenen panelde akademisyenler, üreticiler ve siyasetçiler tarım sektörünün mevcut durumunu değerlendirdi. İYİ Parti’nin “Tarımda Yol Haritası” programı kapsamında gerçekleştirilen panelde tarım arazilerinin küçülmesi, üreticinin gelir kaybı, su sorunu, kırsaldaki nüfusun yaşlanması, hayvancılıktaki gerileme, gıda güvenliği ve tarımsal üretimin geleceği üzerine dikkat çeken değerlendirmeler yapıldı.
Programda konuşan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazan Koluman, tarımın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir alan olduğunu vurguladı. Çiftçilerin yılın her günü çalıştığını belirten Koluman, çiftçiliğin sembolik bir günle sınırlandırılamayacak kadar önemli olduğunu söyledi.

Koluman, hem akademisyen hem de üretici kimliğiyle sahada yaşanan sorunları doğrudan gözlemlediklerini belirterek, son yıllarda özellikle pandemi ve depremlerin ardından gıda güvenliğinin öneminin daha net ortaya çıktığını ifade etti. Gıdanın artık yalnızca üretim meselesi değil, güvenlik meselesi haline geldiğini kaydeden Koluman, yapay gıdalar ve laboratuvar üretimlerinin tartışıldığı bir dönemde sağlıklı üretimin öneminin arttığını söyledi.
“Gıda olmazsa hayat olmaz”
Tarımın stratejik önemine dikkat çeken Prof. Dr. Nazan Koluman, Adana sanayisinin bile büyük ölçüde tarıma dayalı olduğunu ifade ederek, üretimin devamlılığı için hem bitkisel hem hayvansal üretimin korunması gerektiğini vurguladı.
İklim değişikliğinin üretici üzerindeki baskısına değinen Koluman, geçen yıl yaşanan kuraklık nedeniyle ciddi zarar yaşandığını, ardından don ve dolu olaylarının bahçe ürünlerini olumsuz etkilediğini söyledi. Özellikle su yönetiminin artık hayati hale geldiğini belirten Koluman, kontrol edilemeyen iklimsel faktörlerin üreticiyi köşeye sıkıştırdığını ifade etti.
Hayvancılığın şu anda birçok üretici için ayakta kalabilen tek alan olduğunu belirten Koluman, süt ve et üretiminin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Üniversite olarak iyi tarım teknikleriyle sağlıklı ürün üretmeye çalıştıklarını ifade eden Koluman, tarımın artık eski yöntemlerle sürdürülemeyeceğini, teknoloji kullanımının zorunlu hale geldiğini söyledi.
Drone ile ilaçlama, akıllı sera sistemleri ve kontrollü üretim modellerine değinen Koluman, artan nüfus nedeniyle üretim baskısının giderek arttığını ifade etti.

“Bir santimetre toprağın oluşması bin yıl sürüyor”
Toprağın korunmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Nazan Koluman, betonlaşmanın tarım alanlarını tehdit ettiğini belirtti. Bir santimetre toprağın oluşmasının yaklaşık bin yıl sürdüğünü söyleyen Koluman, tarım topraklarının milli bir varlık olduğunu ifade etti.
Sarıçam başta olmak üzere Adana çevresindeki yapılaşmaya dikkat çeken Koluman, tarım alanlarının hızla yapılaşmaya açıldığını belirtti. Deprem sonrası insanların daha güvenli alanlara yönelmesinin de yeni yapılaşma baskısı oluşturduğunu söyledi.
Kooperatifleşmenin önemine de değinen Koluman, çiftçinin ürettiği ürünü pazarlamakta zorlandığını, aracı ve sanayi baskısı nedeniyle ürünlerin çoğu zaman değerinde satılamadığını ifade etti. Üniversite bünyesinde yürütülen projelerle kooperatiflerin güçlendirilmesi için çalışmalar yapıldığını belirten Koluman, süt işleme, paketleme ve eleme tesisleri kurulacağını açıkladı.
“Türkiye tarım arazisinin yüzde 25’ini kaybetti”
Adana Çiftçiler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bülent Özekici ise konuşmasında Türkiye’de tarımın teknik altyapı açısından geri olmadığını ancak yapısal sorunların giderek büyüdüğünü söyledi. Çiftçinin teknolojiye ulaşabildiğini belirten Özekici, bugün Avrupa ve Amerika’daki birçok modern ekipmanın Türkiye’de de kullanıldığını ifade etti.
Tarım fuarlarında milyonlarca liralık makinelerin satıldığını, insansız hava araçlarıyla ilaçlama yapıldığını ve çiftçinin teknolojiyi yakından takip ettiğini belirten Özekici, “Sorun teknoloji değil” dedi.
Türkiye’nin toplam yüzölçümünün 78 milyon hektar olduğunu belirten Özekici, yaklaşık 20 yıl önce 28,5 milyon hektar olan işlenen tarım arazisinin bugün 21,5 milyon hektara düştüğünü söyledi. Özekici, bu tabloyla birlikte Türkiye’nin tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 25’ini kaybettiğini ifade etti.

Tarım arazilerindeki kaybın yalnızca yapılaşmadan kaynaklanmadığını belirten Özekici, önemli miktardaki arazinin artık ekilmediğini vurguladı. Türkiye’de ortalama işletme büyüklüğünün 58 dönüme kadar düştüğünü ifade eden Özekici, ortalama çiftçi yaşının da 58’e yükseldiğini söyledi.
Bu büyüklükteki işletmelerle çiftçinin gelir elde etmesinin çok zor olduğunu kaydeden Özekici, üreticinin artık çocuklarını tarımda tutamadığını dile getirdi. Küçük ölçekli üreticinin gelirinin yetersiz kaldığını belirten Özekici, gençlerin tarım yerine şehirlerde farklı iş alanlarına yöneldiğini söyledi.
Buğday üretimi üzerinden örnek veren Özekici, çiftçinin yüksek maliyetler nedeniyle üretimde zorlandığını ifade etti. Tarımın sürdürülebilir olması için çiftçinin mutlaka kazanması gerektiğini söyleyen Özekici, aksi halde üreticinin toprağını boş bırakmaya devam edeceğini dile getirdi.
Hayvancılıkta da ciddi sorunlar yaşandığını belirten Özekici, süt üreticisinin zarar ettiği için verimli hayvanlarını kesime göndermek zorunda kaldığını ifade etti. Bunun sonucunda et üretiminde de düşüş yaşandığını kaydeden Özekici, Türkiye’nin ithalata yönelmek zorunda kaldığını söyledi.

Sulama altyapısına da dikkat çeken Özekici, Adana’daki sulama kanallarında ciddi kayıplar yaşandığını ifade etti. Fakülte olarak yapılan çalışmalarda suyun önemli bölümünün tarlaya ulaşmadan kaybolduğunu belirten Özekici, kapalı ve basınçlı sulama sistemlerine geçişin artık zorunlu hale geldiğini söyledi.
Yağışlı yılların geçici rahatlama sağladığını ancak uzun vadeli planlama yapılmadığını kaydeden Özekici, sulama projelerinin yıllardır konuşulmasına rağmen birçok yatırımın hayata geçirilemediğini ifade etti.
Tarım politikalarında planlama eksikliği olduğunu belirten Özekici, ürün planlaması yapılmadan üreticinin ayakta kalmasının zor olduğunu söyledi. Türkiye’nin verimlilik sorunu yaşamadığını vurgulayan Özekici, Adana’da limonda dönüm başına 10 ton verim alınabildiğini ifade etti.
Miras nedeniyle tarım arazilerinin sürekli bölündüğünü belirten Özekici, mevcut sistem devam ettiği sürece işletmelerin daha da küçüleceğini söyledi. Avrupa ülkeleriyle kıyaslama yapan Özekici, Fransa’da ortalama işletme büyüklüğünün 690 dönüm olduğunu, Kanada’da ise binlerce dönümlük işletmeler bulunduğunu ifade etti.
Türkiye’de tarımın en büyük sorunlarından birinin arazi bölünmesi olduğunu belirten Özekici, miras hukukunda düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Tarımla ilgilenen kişilerin üretime devam edebilmesi için farklı modeller geliştirilmesi gerektiğini dile getiren Özekici, aksi halde kırsaldaki çözülmenin devam edeceğini ifade etti.
“Çiftçi kazanırsa Türkiye kazanır”
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş ise tarımın Türkiye için bir beka sorunu haline geldiğini söyledi.
Türkeş Taş, “Çiftçi kazanırsa sofralar bereketli olur. Çiftçi kazanırsa ithalat azalır. Çiftçi kazanırsa hepimizi daha güzel günler bekler” ifadelerini kullandı.
Adana’nın tarımla özdeşleşmiş bir kent olduğunu vurgulayan Ayyüce Türkeş Taş, Türkiye’de herkesin ekonomik sıkıntı yaşadığını ancak çiftçinin çok daha ağır koşullar altında üretim yaptığını ifade etti.
Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olduğunu hatırlatan Türkeş Taş, bütçenin bir tercih meselesi olduğunu belirterek devletin üretim yerine faiz ödemelerine öncelik verdiğini savundu.
Türkiye’de milyonlarca hektar tarım arazisinin atıl durumda olduğunu belirten Türkeş Taş, gıda enflasyonunda yaşanan tablonun üretim eksikliğini ortaya koyduğunu söyledi.

“Türkiye’nin tam bir tarım envanteri yok”
İYİ Parti Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Kadir Ulusoy ise Türkiye’nin tarım konusunda en temel eksiklerinden birinin doğru veri ve planlama olduğunu ifade etti.
Ulusoy, Türkiye’nin ne kadar üretmesi gerektiğini, hangi ürüne ne kadar ihtiyaç duyduğunu net şekilde ortaya koyan sağlıklı bir sistem bulunmadığını söyledi.
Tarım sayımının önemine değinen Kadir Ulusoy, mevcut yöntemin yetersiz olduğunu belirterek köy köy gezilerek gerçek bir tarım envanteri çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de yaklaşık 6 milyon hektarlık tarım arazisinin kullanılmadığını belirten Ulusoy, kırsaldaki nüfusun yaşlanmasının da üretim açısından büyük risk oluşturduğunu söyledi.
Toprak ve su kaynaklarının doğru yönetilmesi gerektiğini belirten Ulusoy, Türkiye’nin suyu depolama ve verimli kullanma konusunda ciddi eksikleri bulunduğunu ifade etti.
Sulama sistemlerinin modernize edilmesi gerektiğini söyleyen Ulusoy, çiftçinin damlama sulama, yağmurlama ve ekonomik su kullanımı konusunda desteklenmesi gerektiğini kaydetti.

“Tarım bütüncül şekilde desteklenmeli”
Kadir Ulusoy, tarımın yalnızca üretim değil depolama, işleme ve pazarlama aşamalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek sürdürülebilir üretim için çiftçinin tüm süreçlerde desteklenmesinin şart olduğunu ifade etti.
Kırsaldaki nüfusun giderek yaşlandığını belirten Ulusoy, gençlerin yeniden üretime kazandırılması gerektiğini söyledi. Tarımda miras nedeniyle yaşanan arazi bölünmesinin de önemli sorunlardan biri olduğunu kaydeden Ulusoy, daha güçlü işletme modellerine ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Panelde konuşmacılar ortak olarak, tarımın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik ve toplumsal bir mesele olduğuna dikkat çekerek üretimin sürdürülebilirliği için uzun vadeli politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.




