Adana Barosu Ticaret Hukuku Komisyon Başkanı Ali Mert Karakılçık, Türkiye’de ticari hayatın önemli bölümünü oluşturan aile şirketlerinde yaşanan en büyük riskin ekonomik krizlerden ziyade ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar olduğunu söyledi. Karakılçık, özellikle kurumsallaşma eksikliği, miras süreçleri ve yönetim savaşlarının şirketleri dağılma noktasına getirdiğini ifade etti.

Karakılçık, yıllarca emek verilerek büyütülen şirketlerin çoğu zaman aile içi iletişim sorunları ve güç mücadeleleri nedeniyle ağır dava süreçleriyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Şirketlerin ekonomik olarak büyümesine rağmen yönetim mekanizmalarının profesyonelleşmediğine dikkat çeken Karakılçık, aile ilişkilerinin şirket yönetiminin önüne geçmesinin ciddi krizlere yol açtığını vurguladı.

“İkinci ve üçüncü kuşakta kriz büyüyor”

Özellikle ikinci ve üçüncü kuşak sonrasında “şirket içinde kim söz sahibi olacak” tartışmalarının derinleştiğini kaydeden Karakılçık, yönetim kurulu oluşumu, temsil yetkisi, kar payı dağıtımı ve şirket kaynaklarının kullanımı gibi konuların aile şirketlerinde en sık tartışma yaratan başlıklar arasında yer aldığını söyledi.

Mehter takımı eşliğinde yürüdüler: Adana'da çocukların sünnet mutluluğu
Mehter takımı eşliğinde yürüdüler: Adana'da çocukların sünnet mutluluğu
İçeriği Görüntüle

Karakılçık, “Bu tür uyuşmazlıklar yalnızca ortaklar arasındaki ilişkiyi değil, şirketin sürdürülebilirliğini de doğrudan tehdit ediyor” dedi.

“Aile Anayasası olmayan şirketler risk altında”

Aile şirketlerinin önemli bir kısmında yazılı ve bağlayıcı bir aile anayasası ya da hissedarlar sözleşmesi bulunmadığını ifade eden Karakılçık, bunun ilerleyen süreçlerde ciddi yönetim krizlerine neden olabildiğini belirtti.

Kritik genel kurul toplantılarında yıllarca birlikte hareket eden ortakların karşı karşıya gelebildiğini söyleyen Karakılçık, “Bu durum yönetim kurulunun değişmesine ve şirket kontrolünün kaybedilmesine kadar uzanabiliyor” ifadelerini kullandı.

Üçüncü kişilerin ortaklığa girmesi dengeleri bozuyor

Şirket esas sözleşmelerinde üçüncü kişilerin ortaklığa girişini engelleyen güçlü hükümlerin çoğu zaman bulunmadığını belirten Karakılçık, miras, boşanma veya hisse devri süreçlerinde şirket yapısına dışarıdan kişilerin dahil olmasının büyük krizlere neden olabildiğini söyledi.

Bir ortağın hisselerini diğer ortakların istemediği kişilere devretmesinin yıllarca kurulan dengeyi bozabileceğine dikkat çeken Karakılçık, esas sözleşmelerinin yalnızca resmi prosedür olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

“Miras süreçleri şirketleri sarsıyor”

Miras süreçlerinin aile şirketlerini en fazla etkileyen alanlardan biri olduğunu belirten Karakılçık, şirket hisselerinin mirasçılar arasında paylaşılmasıyla birlikte yeni yönetim krizlerinin ortaya çıkabildiğini söyledi.

Tereke temsilcisi atanması, genel kurulda oy kullanma yetkisi ve şirket yönetimine müdahale gibi tartışmaların şirket faaliyetlerini doğrudan etkilediğini kaydeden Karakılçık, gerekli hukuki planlamalar yapılmadığında şirket ortaklarının istemediği kişilerin dolaylı şekilde yönetime dahil olabildiğini ifade etti.

En sık görülen davaları sıraladı

Aile şirketlerinde en sık karşılaşılan davalara da değinen Karakılçık, genel kurul çağrı kayyımı davaları, bilgi alma ve inceleme hakkına ilişkin davalar, özel denetçi atanması davaları, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davaları ile haklı sebeple fesih ve tasfiye davalarının öne çıktığını belirtti.

Bu davaların yalnızca hukuki uyuşmazlık olmadığını söyleyen Karakılçık, “Aynı zamanda şirket içindeki güven ilişkisinin tamamen ortadan kalktığını gösteren ciddi krizlerdir” dedi.

“Sorun çıkmadan önlem alınmalı”

Uyuşmazlık yaşandıktan sonra çözüm aramanın çoğu zaman geç kaldığını belirten Karakılçık, aile şirketlerinde koruyucu hukuki altyapının önceden kurulması gerektiğini söyledi.

Güçlü esas sözleşmeleri, hissedar sözleşmeleri, profesyonel yönetim anlayışı ve kurumsallaşmanın artık zorunluluk haline geldiğini vurgulayan Karakılçık, “Aile şirketlerinde en büyük risk çoğu zaman ekonomik krizler değil, önceden öngörülmeyen ortaklık krizleridir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Ali Mert Karakılçık