Geçen hafta 27 yaşındaki bir gençle sohbet ediyordum. “Evlenmeyi düşünüyor musun?” diye sordum.
Cevabı kısa ve netti: “Hocam, evlenirsem çocuğa nasıl bakacağım? Kendime bile zor bakıyorum.”
Bu cümle aslında her şeyi özetliyor. Bir zamanlar evlenmek “doğal” bir adımdı. İş bul, askere git, evlen, çoluk çocuğa karış. Şimdi ise evlilik bir “lüks” haline geldi.
Neden?
- Kira + fatura + market = asgari ücretin %80’i
- Düğün masrafı ortalama 600-700 bin lira
- Bebek bakımı, kreş, özel okul derken aylık 15-20 bin lira ekstra yük
- Gelecek kaygısı: “Ya işten atılırsam?”
Gençler evlenmiyor değil, evlenemiyor.
Evlenmeyi göze alamıyor.
Kızlar “ben kariyerimi riske atıp çocuğa bakamam” diyor.
Erkekler “ben bu maddi yükün altına giremem” diyor.
İkisi de haklı.
Sosyal medya ise işin tuzu biberi. Bir tarafta “muhteşem çiftiz” paylaşımları, diğer tarafta gerçek hayatta iki maaş bir araya gelse bile yetmeyen hayat.
Gençler bu çelişkiyi görünce “boşver” diyor. Peki devlet ne yapıyor?
Evlenme kredisi, konut kampanyası…
Güzel de, peki o krediyi ödeyecek geliri nereden bulacaklar? Gençlerin evlenmek istememesini “bencil oldular” diye eleştirmek kolay.
Ama mesele bencillik değil.
Mesele güvensizlik. Geleceğe güvenmeyen bir nesil, yuva kurmak istemiyor.
Çözüm?
Gençlere iş, adil ücret, uygun konut ve “bu ülkede gelecek var” hissi vermek. Aksi takdirde nüfus azalacak, yaşlanan bir ülke olacağız.
Ve en önemlisi: Gençlere “siz niye evlenmiyorsunuz” diye sormayı bırakıp, “siz evlenebiliyor musunuz?” diye sormalıyız.