Bugün insanlar hiç olmadığı kadar birbirine yakın görünüyor. Sosyal medya sayesinde herkesin hayatından haberdar olabiliyoruz. Fakat aynı zamanda hiç olmadığı kadar birbirimizi anlamakta zorlanıyoruz.
Trafikte küçük bir tartışma kavgaya dönüşebiliyor. Sosyal medyada farklı düşünen insanlar birbirine hakaret edebiliyor. Komşular yıllarca yan yana yaşadığı insanlara selam vermeden geçebiliyor. Çünkü artık karşımızdaki kişinin ne hissettiğini düşünmek yerine, sadece kendi haklılığımıza odaklanıyoruz.
Oysa empati, bir insanın kendisini başka birinin yerine koyabilmesidir. Karşısındaki kişinin yaşadığı zorluğu, acıyı ya da sevinci anlamaya çalışmasıdır. Her konuda aynı fikirde olmak değildir. Farklı düşüncelere rağmen birbirimizi anlayabilmektir.
Belki de günümüz toplumunun yaşadığı birçok sorunun temelinde empati eksikliği yatıyor.
Bir çocuğun eğitimde yaşadığı sıkıntıyı anlamıyoruz.
Bir emeklinin geçim derdini hissetmiyoruz.
Bir işçinin ekmek mücadelesini görmüyoruz.
Bir esnafın ayakta kalma çabasını fark etmiyoruz.
Çünkü çoğu zaman sadece kendi hayatımızın penceresinden bakıyoruz.
Empati kurabilen insanlar ise daha az kırıyor, daha az öfke duyuyor ve daha fazla çözüm üretiyor. Çünkü karşısındaki insanın da kendisi gibi duyguları, sorunları ve beklentileri olduğunu biliyor.
Toplumları güçlü yapan şey sadece ekonomi, teknoloji ya da büyük projeler değildir. Birbirini anlayabilen insanların oluşturduğu ortak vicdandır.
Bugün etrafımıza baktığımızda belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şey yeni yollar, yeni binalar ya da yeni teknolojiler değil; birbirimizi biraz daha anlamaya çalışmaktır.
Çünkü empati kaybolduğunda saygı azalır.
Saygı azaldığında güven zedelenir.
Güven zedelendiğinde ise toplumun temelleri sarsılır.
Belki de bu yüzden çağımızın en büyük sorunu ekonomik krizler, siyasi tartışmalar ya da teknolojik dönüşümler değil; giderek birbirimizi daha az anlamaya başlamamızdır.
İnsanlığın geleceği biraz da başkasının gözünden bakabilme yeteneğimizi ne kadar koruyabildiğimize bağlı olacak.
Çünkü empati sadece bir duygu değil, birlikte yaşamanın en önemli şartıdır.