Avrupa Birliği desteğiyle hayata geçirilen projede, grup beden eğitimi etkinlikleri ve sanal gerçeklik (VR) uygulamalarının otizmli öğrencilerin motor, sosyal ve duygusal gelişimlerine olan katkısı masaya yatırıldı.
Çukurova Üniversitesi Proje Geliştirme ve Koordinasyon Birimi koordinasyonunda yürütülen “Supporting Children with Autism through Physical Education” projesinin pilot uygulama dönemine ait bulgular, üniversitenin rektörlük binasında gerçekleştirilen geniş katılımlı bir toplantıyla paylaşıldı. Üniversite ve Milli Eğitim ortaklığıyla uygulanan proje; otizm spektrum bozukluğu olan çocukların fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimlerini desteklemeyi, öğretmenlerin mesleki yeterliliklerini güçlendirmeyi ve kapsayıcı eğitim alanında toplumsal farkındalığı artırmayı hedefliyor.
Öğretmenler ve proje ekibi senato salonunda bir araya geldi
Çukurova Üniversitesi Senato Salonu’nda gerçekleştirilen değerlendirme toplantısına, sahada aktif olarak görev alan 28 özel eğitim öğretmeni katılım sağladı. Toplantıda Yüreğir Özel Eğitim Uygulama Okulu, Seyhan Özel Eğitim Uygulama Okulu, Kazım Karabekir Özel Eğitim Uygulama Okulu, Semiha Yücel İlkokulu ve Bilge Kağan İlkokulu’ndan öğretmenler hazır bulundu.
Projenin yürütücüsü ve Çukurova Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Akıllı, pilot sürece büyük emek veren öğretmenlere teşekkür ederek, dezavantajlı bireylere verilen değerin toplumların gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli ölçütlerden biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Akıllı, şu ifadeleri kullandı:
“Bana göre toplumun gelişmişliği ve kalkınması, dezavantajlı veya engelli bireylere verdiği kıymetle ölçülür. Gelişmiş bir toplumda bu tarz bireyler el üstünde tutulur. Olimpiyat oyunlarından sonraki paralimpik oyunlarını da çok sıkı takip ederim ve ülkelerin gelişmişlik düzeyini oradan da ölçerim. Bu projede emeği geçen tüm müdürlerimize ve öğretmenlerimize teşekkür ediyorum.”
7 okuldan 63 öğrenciye ulaşıldı: Esnek süreler başarıyı artırdı
Toplantıda sunulan pilot uygulama değerlendirme raporuna göre, projeye 7 katılımcı okuldan aktif olarak 63 otizmli öğrenci dahil edildi ve süreç boyunca toplam 363 uygulama kaydı titizlikle incelendi. Raporda öne çıkan en önemli veri, çocuklara zorlayıcı sürelerin dayatılmaması gerektiği oldu. Esnek bir yaklaşım benimsendiğinde otizmli çocukların ortama çok daha kolay uyum sağladığı, bu sayede seans sürelerinin kendiliğinden uzadığı gözlemlendi. Ayrıca, incelenen kayıtların yüzde 75’inden fazlasında ilk üç üniteye yoğunlaşıldığı bilgisi paylaşıldı.
Sanal gerçeklik (VR) otizmli çocukların kaygısını azalttı
Projenin en yenilikçi ve dikkat çeken başlıklarından biri de sanal gerçeklik teknolojisinin pedagojik sürece entegrasyonu oldu. Pilot uygulama kapsamında toplam 76 VR oturumu gerçekleştirildi. Araştırma bulgularına göre; öğrencilerin VR gözlük takma ve sanal ortama dahil olma isteği yüzde 34 oranında gerçekleşti. İlk seanslarda çocuklarda görülen endişe ve karşı koyma davranışlarının, sonraki tekrarlayan seanslarda belirgin biçimde azaldığı saptandı.
Özellikle fiziksel hareket içeren “Squat” oyunu gibi uygulamalar sayesinde çocukların doğru eğilme gibi günlük yaşamda sakatlık riskini azaltabilecek kritik fiziksel alışkanlıklar kazandığı belirtildi. Değerlendirmelerde, VR teknolojisinin otizmli bireyler için korkulacak bir yenilik olmadığı; aksine kaygıyı azaltabildiği, direnci kırabildiği ve öğrenmeyi kolaylaştırabildiği aktarıldı.
"Çocukların hayatına dokunmak en değerli katkı"
Toplantıda söz alan öğretmenlerden Pınar Girgin, özel gereksinimli çocuklarla yürütülen çalışmaların yoğun bir emek gerektirdiğini ifade etti. Girgin, öğretmenlerin kendi imkanlarıyla materyal geliştirmek için büyük çaba harcadığına dikkat çekerek, resmi bir raporu olsun ya da olmasın hiçbir ayrım yapmadan bir çocuğun hayatına dokunabilmenin, bir öğretmenin sunabileceği en değerli katkı olduğunu dile getirdi.
Akademik bulgular verilerle desteklendi
Proje araştırmacıları Çukurova Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gonca İnce ve Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Nazmiye Nazlı Ateşgöz, altı aylık sürece ilişkin akademik sonuçları katılımcılarla paylaştı. Yapılan sunumlarda elde edilen veriler, öğretmen geri bildirimleri ve uygulamaların öğrenciler üzerindeki olumlu etkileri detaylıca ele alındı.
Programın kapanış bölümünde okul-üniversite iş birliğinin sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekilerek, özel eğitim alanındaki bu tarz ortak çalışmaların geliştirilerek devam ettirilmesi temennisinde bulunuldu. Yenilikçi uygulamalarıyla dikkat çeken bu çalışma, kapsayıcı eğitim alanında Türkiye'deki örnek projelerden biri olarak değerlendiriliyor.