Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında düzenlenen Taraflar Konferansı’nın 31’incisi (COP31), küresel iklim müzakerelerinde yeni bir dönemin kapısını aralarken, Türkiye açısından da stratejik öneme sahip başlıkları gündeme taşıyor. Çevre ve iklim değişikliği uzmanı Oğuz Şahin, COP31 sürecinin Türkiye’nin iklim politikaları, yeşil dönüşüm hedefleri ve uluslararası konumlanması açısından kritik fırsatlar barındırdığını vurguladı.

Şahin’e göre COP31, Paris Anlaşması hedeflerinin uygulanmasına yönelik somut adımların ve finansman mekanizmalarının daha net biçimde ele alınacağı bir eşik niteliği taşıyor. “Artık niyet beyanlarından uygulamaya geçilen bir dönemdeyiz. COP31, ülkelerin 2030 ve 2050 hedeflerini ne kadar ciddiyetle hayata geçirdiğinin test edileceği bir platform olacak” diyen Şahin, Türkiye’nin bu süreçte net, ölçülebilir ve uygulanabilir yol haritalarıyla masada yer alması gerektiğini ifade etti.

Finansman ve Uyum Politikaları Öne Çıkıyor

Türkiye’nin iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek Akdeniz havzasında yer aldığına dikkat çeken Şahin, COP31’de özellikle iklim uyum politikaları, kayıp ve zarar mekanizmaları ile iklim finansmanına erişim başlıklarının Türkiye açısından belirleyici olacağını söyledi.

“Su stresi, aşırı hava olayları ve tarımsal verim kaybı gibi riskler artık teorik olmaktan çıktı. COP31, Türkiye’nin bu risklere karşı uluslararası fonlara erişimini güçlendirecek önemli bir diplomatik zemin sunabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Adana Orman Bölge Müdürü Etli, Aladağ'da yangın hazırlıklarını denetledi
Adana Orman Bölge Müdürü Etli, Aladağ'da yangın hazırlıklarını denetledi
İçeriği Görüntüle

Yeşil Dönüşüm ve Rekabet Gücü

Oğuz Şahin, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenleme mekanizmalarıyla birlikte COP31 sürecinin Türkiye’nin sanayi ve ihracat politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğuna da dikkat çekti.

"Düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımları artık sadece çevresel değil, ekonomik bir zorunluluk. COP31’de alınacak kararlar, Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü koruyabilmesi açısından yakından takip edilmeli” ifadelerini kullandı.

Diplomatik Etki ve Bölgesel Rol

Şahin’e göre Türkiye, COP31 sürecinde gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasında köprü kuran bir aktör olarak da öne çıkabilir.

“Türkiye’nin sahip olduğu deneyim ve bölgesel konum, iklim diplomasisinde yapıcı ve dengeleyici bir rol üstlenmesine imkân tanıyor. Bu yaklaşım, hem siyasi hem de ekonomik kazanımlar sağlayabilir” dedi. Uzmanlar, COP31’in yalnızca bir zirve olmanın ötesinde, Türkiye’nin iklim politikalarında kararlılık ve uygulama kapasitesini ortaya koyması açısından önemli bir dönüm noktası olacağı görüşünde birleşiyor.

Kaynak: Haber Merkezi