Çocuklarımızı Kaybetmeden Fark Edelim

Abone Ol

Bağımlılık çoğu zaman bir anda ortaya çıkan bir sorun değildir. Uzun bir sürecin, küçük ama önemli işaretlerin birikmesiyle gelişir. Ne var ki ailelerin büyük bir bölümü bu işaretleri ya fark etmez ya da “ergenliktir, geçer” diyerek görmezden gelir. Oysa bağımlılık dediğimiz süreç, çoğu zaman sessiz ve yavaş ilerler.

Bir gencin hayatındaki küçük değişimler aslında büyük bir sorunun habercisi olabilir. Derslere olan ilgisinin azalması, arkadaş çevresinin bir anda değişmesi, aileden uzaklaşması, içine kapanması ya da sürekli sinirli olması çoğu zaman ilk sinyallerdir. Ancak bu belirtiler çoğu aile tarafından sıradan bir gençlik dönemi davranışı olarak değerlendirilir.

Bağımlılığın en sinsi tarafı da tam burada ortaya çıkar. Çünkü sorun büyüyene kadar fark edilmez. Fark edildiğinde ise çoğu zaman iş çoktan ilerlemiş olur.

Bugün sadece sigara ya da alkol değil, çok daha farklı bağımlılık türleri gençleri tehdit ediyor. Elektronik sigaralar, sosyal medya, çevrim içi oyunlar ve bahis siteleri gençlerin hayatına çok erken yaşlarda girebiliyor. Üstelik çoğu zaman aileler bunun farkında bile olmuyor. Çocuk odasında, bilgisayar başında ya da telefon ekranında saatler geçiren bir gencin aslında neyle karşı karşıya olduğu çoğu zaman bilinmiyor.

Ailelerin en sık yaptığı hatalardan biri ise “benim çocuğum yapmaz” düşüncesidir. Oysa bağımlılık, iyi ya da kötü aile ayrımı yapmaz. Her genç risk altındadır. Önemli olan erken fark etmek ve doğru adımı atmaktır.

Bir gencin davranışlarında ani değişimler, para harcamalarında artış, gizlilik eğilimi, uyku düzeninin bozulması ya da sürekli telefonla vakit geçirmesi dikkate alınması gereken işaretlerdir. Bu belirtiler her zaman bağımlılık anlamına gelmeyebilir; ancak mutlaka ciddiye alınması gereken uyarılardır.

Unutulmaması gereken bir gerçek var: Bağımlılık sadece bireyin değil, ailenin ve toplumun da sorunudur. Bu nedenle mücadele yalnızca tedaviyle değil, farkındalıkla başlar. Bir çocuğun hayatındaki en güçlü koruyucu kalkan ise ailesidir.

Yeşilay Haftası bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Bağımlılıkla mücadele sadece kurumların değil, hepimizin sorumluluğudur. Ama bu mücadelede en kritik görev yine ailelere düşüyor. Çünkü bir gencin hayatındaki ilk öğretmen, ilk rehber ve en güçlü destek her zaman ailesidir.

Ve bazen bir hayatı kurtarmak için yapılması gereken şey çok basittir:
Biraz daha dikkat etmek, biraz daha dinlemek ve biraz daha erken fark etmek.