Basın İlan Kurumu Adana Bölge Müdürü, iletişimci-yazar Dr. Çetin Oranlı’nın “Sözün Ardı–İz Bırakan Söyleşiler” adlı kitabı, ikinci baskısıyla yeniden okurlarla buluşmaya hazırlanıyor.
İlk baskısı 2017 yılında yayımlanan eser, Oranlı’nın gazetecilik döneminde gerçekleştirdiği 200’den fazla söyleşi arasından seçilen 32 görüşmeden oluşuyor. Oranlı, kitabın içeriğiyle bir dönemin panoramasını sunduğunu belirtti.
374 sayfada siyaset, kültür-sanat ve hayat
Dr. Çetin Oranlı’nın altı kitabından ikincisi olan “Sözün Ardı”, 1996-2012 yılları arasında yapılan söyleşileri içeriyor. 374 sayfalık eser; “Siyaset”, “Kültür-Sanat” ve “Hayat” başlıklı üç bölümden oluşuyor.
“Yazıya dökülen söz, geleceğin dünyasına atılmış tohumdur” anlayışıyla yayımlanan kitapta siyaset, edebiyat, sanat ve akademi dünyasından isimlerle gerçekleştirilen görüşmeler yer alıyor.
Recep Yazıcıoğlu’ndan Gülten Dayıoğlu’na 32 söyleşi
Kitapta söyleşilerine yer verilen isimler arasında Recep Yazıcıoğlu, Kâmran İnan, Hasan Celâl Güzel, Korkut Özal, Alberto Rondalli, Gülten Dayıoğlu, Prof. Dr. Saim Sakaoğlu, Prof. Dr. Caner Arabacı, Prof. Dr. Yasin Aktay, Prof. Dr. Sami Güçlü, Mesut Aktar Şeyh, Tomris Çetinel ve Prof. Dr. Metin Şahin bulunuyor.
Farklı alanlardan isimlerin görüşlerini buluşturan eser, söyleşilerin yapıldığı dönemin toplumsal, siyasi ve kültürel gündemine ışık tutuyor.
Kitap sitelerinde satışa sunulacak
Çimke Yayınları tarafından yayımlanan “Sözün Ardı–İz Bırakan Söyleşiler”, kısa süre içerisinde kitap satış sitelerinde okurların erişimine sunulacak.
Basın İlan Kurumu Adana Bölge Müdürlüğü görevinin yanı sıra Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesinde gazetecilik dersleri veren Oranlı’nın diğer eserleri ise “Gazetecilik”, “Demir Kepenkli Ev”, “Ruha Dokunan Patiler”, “Ruha Dokunan İnsan Öyküleri” ve “Her Mevsim Baharı Yaşayan Şehir Adana” adlarını taşıyor.
Kitaptaki söyleşilerden dikkat çeken pasajlar
Recep Yazıcıoğlu:
“Türkiye’nin en önemli sorunu, ‘bana ne hastalığı’dır. 7 yaşından 70 yaşına kadar herkes, ‘bana ne’ diyor. Diğer önemli sorunlar; ‘herkes kurallara uysun ben de uyayım’, ‘kimse çalmasın, ben de çalmayayım’ anlayışıdır. Ondan sonra; ‘yüksek sesle düşünmemek, söylenmek ama söylememektir.’ Bir de, ‘Benim doğrum, tek doğrudur’ anlayışı var.”
Kâmran İnan:
“Türkiye, gelecek yüzyılın vazgeçilmez enerji koridoru durumunda bir memlekettir. Bu bakımdan kozlarımız ve imkânlarımız çok büyüktür. Günün birinde büyük olduğunu görmesi ve kabullenmesi, onun icaplarını yerine getirmesi kaçınılmazdır. Türkiye, bundan böyle devletin onuru ve milli menfaatlerin gerektirdiği noktada ‘hayır’ diyecektir ve diyebilecek güçtedir.”
Korkut Özal:
“Demokrasiyi biçimsel olarak uyguladığınız zaman bir yere varamazsınız. Nitekim Türkiye, bugün kendisi ile medeniyet yarışına, çağdaşlık yarışına çıkan çok ülkeden üzülerek söylüyorum ki, geri kalmıştır. Onlar demokraside ileri gittiklerinde ilerlemişler, biz ise demokraside yanlış uygulamalarla ‘iki ileri bir geri, bir ileri iki geri’ şeklinde çok zaman kaybetmişiz.”
Alberto Rondalli:
“Kültürel, tarihi ve dini farklılıklara karşın hakikat; insan olmaktır. İnsanlık paydasında buluşuyoruz. Selimoviç, romanında Mevlevileri tüm insanlığa çok güzel bir şekilde anlatmış. Bu evrensel düşünce dünyasını kendime çok yakın buldum. Bu hikâye tüm dünyaya ait olabilir diye düşündüm. Dünyaya ait bir hikâye olduğu için, Mevlevi dervişleri ‘dünya insanı’ olduğu için filmini çekmeye karar verdim.”




