Bir Yanda İddianame, Bir Yanda İmtihan!

Abone Ol

İnsanın aklı almıyor bazen…

Bir dosyanın içindeki isimlere, suçlamalara, iddialara ve hapis istemlerine bakıyorsunuz; adaletin terazisi sanki şaşmış gibi…

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede Aziz İhsan Aktaş için tam 704 yıl hapis cezası isteniyor.

Tam 704 yıl!

Yani neredeyse sekiz ömürlük bir ceza…

Ama Aktaş bugün dışarıda.

Öte yanda ise;

Zeydan Karalar, Oya Tekin ve Kadir Aydar gibi, haklarında sadece “rüşvet alma” iddiasıyla 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası istenen belediye başkanları, Silivri Cezaevi’nde aylarca tutuklu bulunuyor.

Hangi adalet terazisi bu kadar dengesiz olabilir?

KİM ÖRGÜT, KİM ÜYE, KİM MAĞDUR?

İddianame 578 sayfa…

Okuyun, her satırda ayrı bir çelişki var.

Kim “örgüt kurmuş”, kim “örgüte üye olmuş”, kim “yardım etmiş”, kim “mağdur” olmuş, birbirine girmiş.

Devletin elindeki belgeler, isimler, ifadeler…

Ama tablo net değil.

Bazı isimler için yüzlerce yıl isteniyor, serbestler.

Bazı isimler için 4–5 yıl isteniyor, aylarca cezaevinde tutuluyorlar.

Bu nasıl bir adalet anlayışı?

Kimin eli kimin cebinde, kim kiminle hesaplaşıyor?

SİYASETİN GÖLGESİNDE ADALET

Böylesi dosyalarda sadece hukuk işlemiyor maalesef.

Siyasetin gölgesi, adliyenin kapısına kadar uzanıyor.

Kimin tutuklanacağına, kimin serbest kalacağına bazen deliller değil, algılar karar veriyor.

Hele hele seçimle gelmiş belediye başkanları söz konusuysa…

Halkın iradesiyle seçilmiş isimlerin, delil tartışmaları tamamlanmadan aylarca cezaevinde tutulması, toplumda güvensizlik yaratıyor.

ZAMAN, ADALETİ TEST EDİYOR

Bugün Silivri Cezaevi’nin kapısında bekleyen bir gerçeğimiz var:

Bir yanda 704 yıl istenen ama dışarıda dolaşan isimler,

Öte yanda 12 yıl istenen ama özgürlüğü elinden alınan belediye başkanları…

Hukukta “ölçülülük” diye bir ilke vardır.

Suçun ağırlığıyla cezanın, tedbirin, tutukluluğun orantılı olması beklenir.

Ama son dönemde bu ilkenin adını çok duyuyoruz, kendisini hiç göremiyoruz.

ADALETİN DENGESİ ŞAŞTI

Birileri için 704 yıl istenip dışarıda kalmak,

Birileri için 12 yıl istenip aylarca içeride kalmak…

Bu ülkenin vicdanı artık buna tahammül edemiyor.

Adaletin terazisi kırılmadıysa, dengesi çoktan şaştı.

Ama unutulmasın; adalet gecikir, ama bir gün mutlaka kapıyı çalar.