Beyaz Perdenin ışığı hiç sönmedi: Adana'nın sinemayla bitmeyen hikâyesi

Bir kentin ruhunu anlamak istiyorsanız, sadece caddelerine, parklarına ya da meydanlarına bakmanız yetmez. O kentin hangi şarkıları söylediğine, hangi kitapları okuduğuna ve hangi filmleri izlediğine de bakmanız gerekir.

Abone Ol

Bir kentin ruhunu anlamak istiyorsanız, sadece caddelerine, parklarına ya da meydanlarına bakmanız yetmez. O kentin hangi şarkıları söylediğine, hangi kitapları okuduğuna ve hangi filmleri izlediğine de bakmanız gerekir. Çünkü sinema, bir toplumun sadece eğlence anlayışını değil; hayallerini, umutlarını, korkularını ve kültürel hafızasını da yansıtır.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı Sinema ve Gösteri Sanatları İstatistikleri de Adana'nın bu anlamda ne kadar güçlü bir sinema kültürüne sahip olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Kentte faaliyet gösteren 24 sinema salonunda, 2025 yılı boyunca 561 bin 72 kişi beyaz perdeyle buluştu. Üstelik vizyona giren yabancı film sayısı yerli filmlerin neredeyse iki katı olmasına rağmen, Adanalılar tercihini yine yerli yapımlardan yana kullandı.

Bu tablo aslında hiç de şaşırtıcı değil.

Çünkü Adana'nın sinemayla kurduğu bağ, bugünün alışveriş merkezlerindeki salonlardan çok daha eskiye dayanıyor.

Bir zamanlar sinemaya gitmek başlı başına bir törendi

Bugünün gençleri belki bilmez…

Eskiden sinemaya gitmek sadece bir film izlemek değildi.

Haftalar öncesinden hangi filmin geleceği konuşulur, mahallede afişler incelenir, aileler akşam programını buna göre yapardı. Yaz aylarında açık hava sinemalarının kurulacağı günler heyecanla beklenirdi.

Adana'nın dört bir yanında faaliyet gösteren yazlık sinemalar, sadece film izlenen yerler değil, aynı zamanda insanların sosyalleştiği, komşuluk ilişkilerinin güçlendiği, çocukların ilk sinema heyecanını yaşadığı mekânlardı.

Kimi gazozunu alırdı.

Kimi çekirdeğini…

Kimi ise en ön sırayı kapabilmek için saatler öncesinden gelirdi.

Film başlamadan önce çocukların koşturması, perdeye ilk görüntü düştüğünde salonu kaplayan sessizlik ve finalde yükselen alkışlar...

Bunlar bugün hâlâ birçok Adanalının hafızasında canlılığını koruyor.

Yeşilçam'ın en sadık seyircilerinden biri Adana oldu

Adana denildiğinde akla sadece kebap ya da portakal çiçeği gelmez.

Bu şehir aynı zamanda Yeşilçam'ın en güçlü seyirci kentlerinden biridir.

Türkan Şoray'ın, Kadir İnanır'ın, Cüneyt Arkın'ın, Yılmaz Güney’in, Tarık Akan'ın filmleri Adana'da haftalarca kapalı gişe oynardı.

Mahalle arasında çocuklar izledikleri filmlerin kahramanlarını taklit ederdi.

Sokaklarda "Kara Murat", "Malkoçoğlu", "Tarkan" oyunları oynanırdı.

Kemal Sunal'ın bir repliği ertesi gün okul bahçesinde herkesin diline dolanırdı.

Filmler yalnızca sinemada kalmaz, günlük hayatın bir parçası olurdu.

Belki de bu yüzden Adana'nın sinema sevgisi hiçbir zaman geçici bir heves olmadı.

Sinema salonları değişti ama heyecan değişmedi

Teknoloji gelişti.

Kasetler çıktı.

DVD dönemi başladı.

Sonra internet platformları hayatımıza girdi.

Artık milyonlarca film tek tuşla evlere geliyor.

Buna rağmen insanlar hâlâ sinema salonuna gitmek istiyor.

Çünkü sinema salonunun yaşattığı duygu bambaşkadır.

Karanlık bir salon…

Dev bir perde…

Yüzlerce insanın aynı sahnede birlikte gülmesi…

Aynı anda ağlaması…

Aynı heyecanı paylaşması…

Bu hissin dijital bir karşılığı yok.

TÜİK verilerindeki yarım milyonu aşan seyirci sayısı da bunun en somut göstergesi.

Yerli filme duyulan ilgi tesadüf değil

2025 yılında Adana'da 362 film vizyona girdi.

Bunların yalnızca 127'si yerli yapımdı.

235'i ise yabancı filmlerdi.

Buna rağmen seyirci sayısında yerli filmler öne geçti.

291 bin kişi yerli filmleri tercih etti.

Yabancı filmleri izleyenlerin sayısı ise yaklaşık 270 bin oldu.

Bu rakam bize önemli bir gerçeği gösteriyor.

Adanalılar kendi hikâyelerini anlatan filmleri seviyor.

Kendi insanını…

Kendi kültürünü…

Kendi mizahını…

Kendi acısını beyaz perdede görmek istiyor.

Belki de bu yüzden yerli yapımlar her zaman bu şehirde güçlü bir karşılık buluyor.

Adana artık sadece seyirci değil, sinema üreten bir şehir

Bir dönem yalnızca filmleri izleyen şehir olarak bilinen Adana, bugün sinema üreten kentlerden biri hâline geldi.

Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, yıllardır Türk sinemasının en prestijli organizasyonlarından biri olarak varlığını sürdürüyor.

Her yıl yüzlerce yönetmen, oyuncu, senarist ve sinema emekçisi bu şehirde buluşuyor.

Genç yönetmenler ilk filmlerini burada tanıtıyor.

Bağımsız sinema burada nefes alıyor.

Yeni hikâyeler burada keşfediliyor.

Altın Koza yalnızca bir festival değildir.

Adana'nın sinemaya verdiği değerin en büyük göstergesidir.

Geleceğin yönetmenleri bugün o koltuklarda oturuyor

561 bin kişinin arasında belki de geleceğin en büyük yönetmeni vardı.

Belki geleceğin Oscar adayı bir senarist…

Belki yeni bir Yılmaz Güney…

Belki de Türk sinemasına yön verecek genç bir oyuncu…

Çünkü sinema sevgisi önce seyirci olmakla başlar.

Bir çocuk karanlık bir salonda izlediği filmden etkilenir.

Sonra hikâyeler yazmaya başlar.

Kamera tutmayı öğrenir.

Hayal kurar.

Ve bir gün kendi filmini çeker.

Büyük başarıların ilk adımı çoğu zaman sinema salonundaki o ilk biletle atılır.

Beyaz perde yalnızca film göstermez

Sinema; bir toplumun aynasıdır.

Bir şehrin hafızasıdır.

Kültürünün taşıyıcısıdır.

Adana'nın sinemaya olan ilgisi, açıklanan rakamlardan çok daha büyük bir anlam taşıyor.

Çünkü bu şehir yalnızca film izlemiyor.

Hikâyelere sahip çıkıyor.

Sanata değer veriyor.

Kültürünü yaşatıyor.

Ve belki de en önemlisi, beyaz perdeye bakarken kendi hayatından bir parça buluyor.

561 bin kişinin aldığı sinema bileti aslında sadece bir filme giriş bileti değil…

Sanata verilen değerin, kültüre duyulan saygının ve Adana'nın yıllardır hiç kaybetmediği sinema tutkusunun sessiz ama güçlü bir göstergesi.

Perde her açıldığında yeni bir hikâye başlıyor.

Ama Adana'nın sinemayla olan hikâyesi, aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ ilk günkü heyecanıyla devam ediyor.