Bayram Eskisi Gibi Mi?

Abone Ol

Bir zamanlar bayramlar takvimde işaretlenen sıradan tatil günleri değil, insanların birbirine gerçekten dokunduğu özel zamanlardı. Günler öncesinden başlayan hazırlıklar olurdu.

Evlerde tatlı telaşı yaşanır, çocuklara yeni kıyafetler alınır, bayram sabahı erkenden kalkılırdı. Büyüklerin elleri öpülür, küçüklerin cepleri harçlıkla dolar, kapılar gün boyu misafire açık olurdu.

Bugün ise birçok kişi aynı soruyu soruyor: Bayram Eskisi Gibi Mi?

Elbette zaman değişiyor. İnsanların yaşam biçimleri, alışkanlıkları, şehirlerin düzeni ve sosyal ilişkiler dönüşüyor.

Ancak kabul etmek gerekir ki bayramların ruhunda da gözle görülür bir değişim yaşanıyor. Eskiden kilometrelerce yol gidilerek yapılan akraba ziyaretleri, bugün çoğu zaman bir telefon mesajına ya da kısa bir görüntülü konuşmaya sığabiliyor.

“Bayramın kutlu olsun” cümlesi, kapı çalmaktan çok telefon ekranlarında karşımıza çıkıyor.

Mahalle kültürünün değişmesi de bunun önemli nedenlerinden biri. Bir zamanlar aynı sokakta büyüyen, birbirinin çocuğunu tanıyan komşuluk ilişkileri vardı.

Bayram sabahları çocuklar kapı kapı dolaşır, şeker toplar, büyükler birbirine kahveye giderdi. Şimdi ise birçok apartmanda insanlar yan dairesinde kimin oturduğunu bile bilmiyor.

Ekonomik şartların etkisini görmezden gelmek de mümkün değil. Bayram sofraları eskiden kalabalık olurdu; herkes bir şey getirir, birlikte yenirdi.

Bugün artan yaşam maliyetleri, mutfak masrafları ve geçim sıkıntısı nedeniyle birçok aile daha sade sofralar kurmak zorunda kalıyor. İnsanlar bayram öncesi sevdiklerine hediye almak ya da çocuklarına yeni kıyafet almak konusunda daha fazla hesap yapmak durumunda kalıyor.

Ama tüm bunlara rağmen belki de asıl mesele, bayramın kendisinin değişmesi değil; bizim değişmemizdir.

Daha hızlı yaşayan, daha yoğun çalışan ve çoğu zaman birbirimize ayıracak vakit bulamayan bir toplum haline geldik.

Aynı evin içinde bile telefon ekranlarına dalmış halde geçirilen saatler, sohbetlerin yerini almaya başladı.

Yine de bayramların tamamen kaybolduğunu söylemek haksızlık olur. Hâlâ erkenden kalkıp ailesinin yanına gidenler, büyüklerini ziyaret edenler, çocukları sevindirmek için çaba gösterenler var.

Belki eski kalabalıklar azaldı ama samimiyet tamamen bitmedi.

Belki de sormamız gereken soru şu: Bayram eskisi gibi mi değil, biz bayramı eskisi gibi yaşamaya ne kadar gönüllüyüz?

Çünkü bazen bir kapıyı çalmak, bir büyüğün elini tutmak, uzun zamandır aranılmayan bir akrabayı hatırlamak; bayramı yeniden bayram yapmaya yetebilir.