“Basın; kontrol edilebilir noktaya kadar geriledi!”

25.07.2019 - Perşembe 16:45

(HABER MERKEZİ)-24 Temmuz Basından Sansürün Kaldırılışının 111.yıldönümü Çukurova Gazeteciler Cemiyeti’nin gerçekleştirdiği etkinlikle kutlandı. ÇGC Başkanı Cafer Esendemir’in evsahipliği yaptığı etkinliğe Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Adana Baro Başkanı Av.Veli Küçük, ÇGC Mali Sekreteri Mutlu Mete, Yönetim Kurulu üyesi Süreyya Uri, Hüseyin Arat ve Yusuf Baştuğ, TSYD Adana Şube Başkanı Kurtul Çakın ile basın mensupları katıldı. Etkinlik çerçevesinde ilk olarak; kadın gazeteciler tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk konularak,  Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm Şehitlerimiz ve ebediyete intikal etmiş basın mensupları için 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Katılımcılar daha sonra Basın Özgürlüğü Anıtı’na geçti. Katılımcılar saygı duruşunda bulunduktan sonra ÇGC Başkanı Esendemir, Büyükşehir Belediye Başkanı Karalar, CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, Adana Baro Başkanı Av.Küçük, TSYD Adana Şube Başkanı Kurtul Çakın ve Yönetim Kurulu Üyeleri Basın Anıtı’na çelenk koydu. Başkanlar daha sonra Özgürlük Meşalesini birlikte yaktı. ÇGC Başkanı Cafer Esendemir burada yaptığı konuşmada, Türk basınının her geçen gün kan kaybettiğini, demokrasilerdeki 4.güç olma işlevini yitirdiğini ve kontrol edilebilir bir noktaya gerilediğini dile getirdi. Başkan Esendemir, geçmişte Al-i Kararnameler’le baskı altına alınan ve sansürlenen Türk basınının, günümüzde de sansür edildiğini, çeşitli uygulamalar ve yöntemlerle susturulmak istendiğini söyleyen Başkan Cafer Esendemir konuşmasında şu görüşlere yer verdi: “24 Temmuz ülkemizde her yıl BASIN BAYRAMI olarak kutlanıyordu. Ancak günümüzde bayram olmaktan çıktı.  Yüzlerce gazeteci hakkında davalar açılıp, soruşturmalar sürerken, onlarca gazeteci cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü bulunurken, 24 Temmuz’un bayram olarak kutlanması düşünülemez. Ülkemizde yürürlükte olan yasalar yüzünden basın baskı altına alınıp, gazetecilerin çalışma alanları daraltılıp, görevini yerine getiremez ve düşüncelerini özgürce ifade edemez hale getirildi. Bugün geldiğimiz noktada; Türk Basını her geçen gün kan kaybederken,  demokrasilerdeki 4.kuvvet olma özelliğini yitirmiş, kontrol edilir noktaya kadar gerilemiştir. Geçmişte ‘Ali Kararnamelerle’ baskı altına alınan ve sansürlenen Türk basını; bugün de devam eden uygulamalar ve süregelen çeşitli yöntemlerle sansür edilirken, basın özgürlüğünden ve sansürün kaldırıldığından bahsetmek asla sözkonusu olamaz. Ekonomik ve siyasi koşulların aleyhinde gelişmesi sonucu, teknolojik gelişmelerin de gerisinde kalan basın güç kaybetmiş, iktidarların kontrol etme arzusuna yenik düşmüş, güvenilirliğini yitirmiştir. Basın özgürlüğünü tehdit eden, halkın düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen yasa ve yönetmelikler yüzünden; yazdıkları yazılar, çizdikleri karikatürler ve yaptıkları yorumlar nedeniyle gazeteciler işlerini kaybederken, bir çoğu da çeşitli cezalarla karşı karşıya bulunmaktadır. Yerel medya açısından durum daha da vahimdir. Her geçen gün maliyetlerdeki artışın yanı sıra gelir kaynakları daralan yerel medya, son olarak çıkarılmak istenen torba yasa tasarısıyla önemli bir gelirden de mahrum bırakılmak istenmektedir. “İcra İlanlarının Yerel Medyada Yayınlanması Zorunluluğu”nu ortadan kaldıran tasarının yasalaşması halinde Anadolu’da yüzlerce gazete kapısına kilit vururken, yüzlerce gazeteci de işsiz kalacaktır. Bu tasarı yerel basının idam fermanıdır. Zaten kıtkanaat geçinen, asgari ücreti bile zamanında alamayan yerel medya çalışanları evine ekmek götüremez hale gelmiştir. Çalıştıkları yerel medya kuruluşları da ayakta durmakta zorlanmaktadır. Özgür gazetecilik asla suç sayılmamalıdır. Basın özgürlüğünü zedeleyen yasalar bir an önce yürürlükten kaldırılmalıdır. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de ifade ettiği gibi, “Basın bir milletin müşterek sesidir. Basın özgürlü-ğünden doğan sakıncaların giderilmesinin yolu yine özgür basından geçer”…

Bu duygu
ve düşüncelerle;

Özgürce
çalışabilen, mesleğini basın meslek ilkeleri doğrultusunda onuruyla yapabilen,
cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü gazetecilerin bulunmadığı, düşünce ve ifade
özgürlüğü önündeki engellerin kaldırıldığı bir TÜRKİYE umuduyla, 24 Temmuz
Gazetecilerin MÜCADELE ve DAYANIŞMA GÜNÜ kutlu olsun…”

YORUM YAZ