Aynaya en son ne zaman gerçekten baktık?

Her sabah aynaya bakıyoruz. Evden çıkmadan önce saçımızı düzeltiyor, yüzümüze göz gezdiriyor, eksiklerimizi kapatmaya çalışıyoruz. Ama mesele zaten o değil. Çünkü uzun zamandır aynaya sadece görüntümüz için bakıyoruz; kendimizi görmek için değil.

Abone Ol

İnsan bazen kalabalığın içinde kaybolur derlerdi. Artık insan, en çok kendi içinde kayboluyor. Gün boyu bir yerlere yetişmeye çalışırken, başkalarının beklentilerine göre şekillenirken, sosyal medyada daha iyi görünmeye uğraşırken kendimizden yavaş yavaş uzaklaşıyoruz. Ve bunun farkına bile varmıyoruz.

Eskiden insanlar yalnız kaldığında düşünürdü. Şimdi yalnız kaldığımız an telefona sarılıyoruz. Çünkü insanın kendisiyle baş başa kalması artık kolay değil. Sessizlik bile rahatsız ediyor çoğu kişiyi. Oysa insan en çok sessizlikte tanır kendini.

Bugün birçok insan neyi sevdiğini gerçekten bilmiyor. Ne istediğini bilmiyor. Hatta bazen neden mutsuz olduğunu bile bilmiyor. Çünkü sürekli dışarıya bakıyoruz. Kim ne yapmış, kim ne almış, kim nasıl yaşamış… Başkalarının hayatını izlemekten kendi hayatımızın seyircisine dönüştük.

Daha acı olanı ise şu: Kendimizi kaybetmemiz bir anda olmuyor. Yavaş yavaş oluyor. Önce bazı şeylere tahammül etmeye başlıyoruz. Sonra istemediğimiz hayatlara alışıyoruz. Sonra “idare eder” dediğimiz şeyler yaşamımızın gerçeği haline geliyor. Ve bir gün aynaya baktığımızda yüzümüz aynı kalsa da içimizdeki insanın değiştiğini fark ediyoruz.

Belki de modern çağın en büyük problemi tam olarak bu. İnsanların kendilerini unutması. Çünkü artık herkes bir şey olmaya çalışıyor ama kimse “kendisi” olarak kalamıyor.

Oysa insanın hayattaki en zor yolculuğu, kendine doğru yaptığı yolculuktur. Kendini tanımak cesaret ister. Eksiklerini görmek, yanlışlarını kabul etmek, gerçekten ne hissettiğini anlamak kolay değildir. Bu yüzden çoğu insan aynaya yüzünü gösterir ama ruhunu göstermez.

Belki de artık biraz yavaşlamamız gerekiyor. Gürültüden uzaklaşıp kendimize dönmemiz… Gerçekten neye kırıldığımızı, neyi özlediğimizi, ne için yaşadığımızı düşünmemiz gerekiyor.

Çünkü insan bazen herkesi tanır da kendine yabancı kalır.

Ve belki de en tehlikeli yabancılık, insanın kendi içinde yaşadığıdır.