Akça,"Ensest ilişki ayrı bir suç olarak düzenlenmelidir"

22.08.2019 - Perşembe 12:17

(HABER MERKEZİ)-TOROS-Adana Çocuk ve Kadın Hakları Dernek Başkanı Çiğdem Akça, yaptığı açıklamayla çok yakın zamanda basında ve sosyal medyada yer alan ” Tekirdağ'da, 9 yaşından 18 yaşına kadar akrabası tarafından istismar ve tecavüz edilen Emre’nin, nisan ayında 26 yaşındayken intihar etmesi “olayına dikkat çekti. Son 6 ay içinde Adana da, benzer 2 davada müdahil olmaya çalıştıklarını, mağdur ve ailesi ile hareket ettiklerini ama suçluların beraat ettiğini belirtti. Cezalarımızın yetersiz olması nedeniyle, istismar davalarında büyük oranda mağdur cezalandırılıyor, ne derdini kimseye anlatabiliyor. Ne kendisine cehennem azabı yaşatanın cezalandırılmasını sağlayabiliyor. Aile içi taciz ve tecavüzde mağdur ve ailesi dışlanıyor. Konunun duyulmasını istemeyen diğer aile fertleri, mağdurların değil suçlunun yanında yer alarak, olayın kapatılmasını sağlıyor. Suçlunun mahkemede beraat etmesi, olayı herkesin duymasıyla birlikte mağdur intihar ediyor ya da o yeri terk ederek hayatının kararmasını yaşayabiliyor. Bu mağduriyeti yaşayanların pek azı yaşama tutunabiliyor.” dedi.

Anne, baba, kardeş, kardeşten olan çocuklar, amca, teyze, hala, dayı, dede gibi birinci dereceden akrabalarla yaşanan cinsel ilişkiye- ensest  denilmektedir.Cinsel şiddet, dünyada her yıl milyonlarca insanı etkileyen, toplumun her kesimini ilgilendiren, yaygınlığı, birey ve toplum üzerine olumsuz etkileri nedeniyle birden çok alanda mücadele edilmesi gereken önemli bir halk sağlığı sorunudur. Çocuklara yönelik cinsel istismar, çocuklara büyük ve kalıcı hasarlar veren ve ülke genelinde çok sık gerçekleşen bir suçtur. Çocuğun cinsel istismarı suçu ile ilgili değişiklikleri içeren “Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı” 09.04.2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmuş olup, tasarıda olumlu düzenlemeler bulunmakla birlikte yeni sorunlara ve olumsuzluklara neden olabilecek düzenlemeler olduğu görülmektedir. Tasarı; çocuğa yönelik cinsel istismar eylemlerinin hepsini içerecek biçimde cezaları ağırlaştırmamaktadır. Ancak 103. madde ile düzenlenen 15 yaşını doldurmamış çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarının bazıları için cezanın miktarını arttırırken müebbet ya da ağırlaştırılmış müebbet cezası getirmektedir. Bazı suçlarla ilgili, özellikle de 15 yaşını dolduran çocuklara yönelik cinsel istismar suçları ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. Buradan çocukların yakın çevresindeki istismar suçlularının eylemlerinin “reşit olmayanla cinsel ilişki” kapsamında değerlendirilmesine devam edileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, rızanın söz konusu bile edilemeyeceği istismar olgularında, mağdur çocuğun rızasının varlığının tartışılmasına ve 104. maddede öngörülen cezaların azlığı nedeniyle de indirim ve erteleme ile faillerin hapis cezasının infazına geçilmeden serbest kalmasına devam edilecek anlamına gelmektedir. Bir diğer önemli sorun da, Türk Ceza Kanunu’nun çocukları da istismar suçunun faili olarak görmesidir. Çocukların gelişimlerinin bir parçası olan akranlar arası cinselliğin öğrenildiği ve deneyimlendiği eylemler sebebiyle ağır ceza tehdidi ile karşı karşıya kalabilecektir.

Adana Çocuk ve Kadın Hakları Derneği olarak önemle
talep ediyoruz:

  • Yasalardaki
    çocuk kavramı ve çocuklara yönelik cinsel istismar, uluslararası
    sözleşmeler ışığında tanımlanmalı,
  • Cinsel
    istismar 18 yaşından küçüklere yönelik her tür cinsel davranışı kapsayacak
    biçimde düzenlenmeli,
  • Ensest
    ayrı bir suç olarak düzenlenmeli,
  • Erken
    yaşta “evlendirilme” cinsel istismar suçu kapsamında düzenlenmeli, Medeni
    Kanundaki evlilik yaşı “18 yaşını doldurmuş olmak” şeklinde düzenlenmeli
  • Rızaya
    dayalı cinsel ilişki sadece akranlar arasında kabul edilmeli,
  • Riskli
    cinsel davranışlara karşı gençleri aydınlatacak, cinsel sağlık ve üreme sağlığı
    konularında danışmanlık verecek bir destek sistemi olarak Sağlık Bakanlığı
    bünyesinde her ilde “
    Gençlik Danışma Merkezleri” kurulmalı,
  • Cinsel
    şiddete maruz bırakılanın esenlikle yaşamını sürdürmesini sağlayacak
    gerekli tedavi ve rehabilitasyon desteği sağlamalı,
  • Cinsel
    şiddet olgularının büyük bir kısmında fiziksel bulgu oluşmaması veya
    bulguların iyileşmesi nedeni ile delil niteliğindeki raporlarda “tanı
    koyma” açısından ruhsal değerlendirme büyük bir önem taşımaktadır. Yasal
    düzenlemelere ruhsal değerlendirmenin yapılması gerektiğine dair vurgu
    yapılmalı veya Yönetmeliklerle bu duruma çözüm bulunmalı,
  • Kanunlar
    ve yönetmelikler düzenlenirken konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarından
    destek alınmalıdır.
  •  

YORUM YAZ