Adana’da Ölümün Adresi: Sulama Kanalları

Adana’nın bereket kaynağı olan sulama kanalları, artık ne yazık ki acı haberlerle anılıyor. Neredeyse her ay benzer cümleler karşımıza çıkıyor: “Kanala düştü”, “akıntıya kapıldı”, “cansız bedeni bulundu”… İsimler değişiyor ama hikâye aynı kalıyor. Daha kötüsü, bu tabloya alışmaya başladık.

Abone Ol

Gerçeği açık söylemek gerekiyor: Bu yaşananlar sadece ihmal değil.

Elbette ortada ciddi bir güvenlik sorunu var. Şehrin ortasından geçen bu kanalların birçok noktasında yeterli bariyer yok, aydınlatma eksik, denetim zayıf. Özellikle akşam saatlerinde bu alanlar adeta görünmez bir tehlikeye dönüşüyor. Bu, kurumların sorumluluğudur ve tartışmaya açık değildir.

Ama meselenin bir de görmezden gelinen tarafı var: vatandaşın tutumu.

Bugün bu kanalların kenarında oturan, ayaklarını sarkıtan, sohbet eden insanları görmek sıradan hale geldi. Hatta bazıları serinlemek için suya giriyor. Bu noktada artık sadece “kaza” demek gerçeği eksik anlatmak olur. Çünkü bu, bile bile riskin içine girmek demektir.

Unutulmaması gereken bir gerçek var: Bu kanallar yüzme alanı değil. Su sakin görünse de akıntı güçlüdür ve kontrol edilemez. Yüzme bilen bir insan bile birkaç saniye içinde sürüklenebilir. Her olaydan sonra “dengesini kaybetti” deniyor ama asıl soru şu: O kişi neden o kadar yakınındaydı?

Bir şehirde tehlike varsa, sorumluluk da ortaktır. Evet, yönetenler gerekli önlemleri almak zorundadır. Ancak vatandaşın da kendi hayatına karşı sorumluluğu vardır. “Bana bir şey olmaz” anlayışı, bu şehirde en büyük risklerden biri haline gelmiştir.

Dünyanın birçok kentinde benzer kanallar, güvenli hale getirilerek yaşam alanına dönüştürülmüş durumda. Adana’da ise insanlar hâlâ tehlikenin içinde vakit geçirmeyi normal görüyor. Asıl değişmesi gereken de bu anlayış.

Çözüm aslında zor değil. Kurumlar gerekli fiziki önlemleri almalı; bariyerler güçlendirilmeli, aydınlatma artırılmalı, riskli noktalar kontrol altına alınmalı. Ama aynı zamanda toplumda da bir bilinç oluşmalı. Çünkü en sağlam önlem bile, dikkatsizliği tamamen ortadan kaldıramaz.

Sonuç olarak şunu net ifade etmek gerekiyor: Adana’da sulama kanallarında yaşanan ölümler kader değil. Ama sadece ihmalle açıklanacak kadar basit de değil. Bu tablo; ihmalin, dikkatsizliğin ve umursamazlığın birleşimidir.

Eğer bu üçü değişmezse, biz daha çok aynı haberleri yazarız.

Oysa bu su, hayat vermek için var.
Hayat almak için değil.