Adana

Adana'da en kolay yetişen bitki listesi açıklandı

Güneyin kavurucu sıcağı ve bereketli topraklarıyla bilinen Adana, bitki örtüsü açısından çok keskin hatlarla ikiye ayrılan eşsiz bir coğrafi konuma sahiptir. Şehri devasa bir düzlük halinde kaplayan Çukurova havzası ile kuzeyde bir duvar gibi yükselen Toros Dağları, tamamen farklı floristik özellikler sergiler. İşte tüm detaylar...

Abone Ol

Adana'nın doğal bitki örtüsünün en yaygın ve karakteristik türünü bulmak için Torosların eteklerine ve yamaçlarına bakmak gerekir. Bu bölgelerde kilometrelerce uzanan ormanlık alanların mutlak hakimi Kızılçam (Pinus brutia) ağaçlarıdır. Akdeniz ikliminin sıcağına ve yaz kuraklığına son derece dayanıklı olan kızılçamlar, Adana'nın dağlık kesimlerini koyu bir yeşile boyar ve bölgedeki en kalabalık doğal ağaç popülasyonunu oluşturur.

Yüksek Rakımların Hakimi: Toros Sediri ve Orman Gülü

Kızılçamların hakimiyet alanından daha yukarılara, Torosların serin zirvelerine doğru tırmanıldıkça Adana'nın botanik gururu olan Toros Sediri (Cedrus libani) ormanları başlar. Dünyada eşine az rastlanan bu görkemli ve uzun ömürlü ağaçlar, ilin yüksek rakımlı yaylalarının en belirgin ve saygın bitki türüdür. Ayrıca Karaçam ve Göknar ağaçları da bu yüksek ekosistemin ayrılmaz birer parçasıdır. Dağların daha alçak yamaçlarında, kızılçamların tahrip olduğu alanlarda ise maki bitki örtüsü devreye girer. Defne, mersin, zakkum, harnup (keçiboynuzu) ve yaban mersini gibi çalı formundaki bitkiler, Adana'nın doğal coğrafyasında her adımda karşınıza çıkabilecek kadar yaygındır ve yöre halkının günlük yaşamında da önemli bir yer tutar.

Narenciye Bahçelerinin ve Pamuğun Gölgesinde Bir Şehir

Adana dendiğinde sadece vahşi doğadan bahsetmek eksik kalacaktır; zira Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin suladığı Çukurova düzlüğünde insan eliyle yetiştirilen bitkiler, ilin florasını baştan aşağı değiştirmiştir. Göz alabildiğine uzanan narenciye (portakal, mandalina, limon) bahçeleri, Adana ovasının en yaygın ve görsel açıdan en tatmin edici ağaç topluluklarıdır. İlkbahar aylarında şehri saran o meşhur portakal çiçeği kokusu, bu ağaçların ne kadar geniş bir alana yayıldığının en güzel kanıtıdır.