10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü kapsamında, Adana Barosu Avukatlar Salonunda anlamlı bir buluşma gerçekleşti. Etkinliğe Adana Barosu Başkan Yardımcısı Av. Hüseyin Saygılı, İnsan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Talha Akkuş, İnsan Hakları Merkezi üyeleri ve çok sayıda avukat katıldı. Basın açıklamasını, katılımcılar adına İnsan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Talha Akkuş yaptı.
"Biliyoruz ki, yargı erki bir devletin omurgasıdır"
İnsan Hakları Merkezi Başkan Yardımcısı Av. Talha Akkuş, "Bugün, “Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.” sözleriyle başlayan İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabulünün 77. yılı. Bugün burada yalnızca mesleki sorunlarımızı değil; insan haklarını, adil yargılanma hakkını ve hukukun üstünlüğünü savunmak için bir araya geldik. Çünkü biliyoruz ki, yargı erki bir devletin omurgasıdır ve bu omurga eğildiğinde, etkisi yalnızca biz hukukçulara değil, tüm topluma yansır. Savunmanın güçsüzleştirilmesi, adil yargılanma hakkının ihlali ve hukuk normlarının siyasi baskılar altında erozyona uğraması, yurttaşların temel haklarına doğrudan müdahale anlamına gelir. Son yıllarda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da vurgulandığı üzere, yargının araç haline geldiğine dair değerlendirmeler yapılmıştır. Yargının bağımsızlığına ilişkin endişeler, avukatlara yönelik artan baskılarla daha görünür hâle gelmiştir. Mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef gösterilen avukatlar, talimatla yürütüldüğü algısını güçlendiren soruşturmalar ve savunmaya erişimin engellendiği gözaltı süreçleri bu tabloyu ağırlaştırmaktadır. Keyfî gizlilik kararları, uzun gözaltı süreleri ve özellikle sosyal medya aracılığıyla kişilerin kamuoyunda “suçlu” ilan edilmesi, masumiyet karinesini zedelemektedir. Tüm bu uygulamalar, evrensel hukuk ilkeleri ve demokratik toplum standartlarıyla bağdaşmamaktadır" dedi.
"Acilen uygulaması gerekmektedir"
Av. Talha Akkuş, "Coğrafyası ne olursa olsun, sivillere yönelik saldırıların hiçbir meşru gerekçesi olamaz. Filistin’de ilan edilen ateşkes, sivillerin güvenliği açısından yeterli değildir. Hala keyfi hava saldırıları ve bombardımanlar zaman zaman devam ediyor; çocuklar ve masum siviller yaşamını yitiriyor, altyapı ve temel hizmetler ağır zarar görüyor. Bu kırılgan ateşkes, barış ve güvenliğin garantisi değildir. Uluslararası toplumun, sivillere yönelik saldırıları durduracak etkili mekanizmaları acilen uygulaması gerekmektedir. Sudan’da Nisan 2023’ten beri süren çatışmalar, yüzyılın en büyük insani krizlerinden biri hâline gelmiştir. Son döneminde 14 binden fazla sivil hayatını kaybetmiş, milyonlarca kişi yerinden edilmiş; açlık, abluka ve cinsiyete dayalı şiddet yaygınlaşmıştır. Sağlık tesislerinin bombalanması, toplu tecavüz iddiaları ve sivillere yönelik doğrudan saldırılar, uluslararası hukuka göre savaş suçu ve insanlığa karşı suç niteliğindedir. Sudan’da yaşananlar, yeterli uluslararası tepki görmeyen ağır bir insan hakları dramıdır. Unutulmamalıdır ki ortada katliam varsa tarafsız kalmak diye bir şey yoktur. Adana Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak her türlü şiddetin, savaş suçunun, işkencenin, aç bırakmanın ve sivilleri hedef alan eylemlerin karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Sözün özü: Adaletin tek tarafı vardır, o da hukuk devletidir" şeklinde konuştu.





